





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebu Hureyre -radıyallahu anh'tan- merfû olarak rivayet edilen hadiste şöyle denilmektedir: «Sizden biri secde ettiği zaman, deve çöküşü gibi çökmesin, iki elini önce, iki dizini sonra koysun.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirHadis-i şerif secdeye inme şeklini açıklıyor. O da iki eli dizlerden önce yere koymaktır. Başka hadisler secdeye inişle ilgili olarak önce iki dizin, ellerden önce yere konması hakkında gelmiştir. İki şekilde yapılması da caizdir. Bu şekilde yapana da öbür şekilde yapana da neden böyle yapıyorsun denmez.
İbn Ömer -radıyallahu anhuma- secdeye giderken ellerini dizlerinden önce yere koyardı ve; "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- böyle yapardı" dedi.
İbn Huzeyme rivayet etmiştirHadis; namaz kılan kimsenin secdeye giderken ellerini yere, dizlerinden önce koymasına delalet etmektedir. Ancak Vâil b. Hucr -radıyallahu anh-'ın hadisinde, namaz kılan kimse secde için eğildiği zaman dizlerini ellerinden önce yere koyar şeklindedir. Bu mesele ictihadi bir mesele olup, bu konuda rahatlık vardır. Bunun için bazı fıkıhçılar, ya hadislerin zayıflığı ya da birbirlerine zıt olmaları sebebi ile namaz kılan kimseyi iki şeyi yapma arasında serbest bırakmışlardır. Bu, ikisinden birinin diğerine tercih edilememesinden dolayıdır. Bunun sonucu, iki şekilde yapmak konusunda da rahatlık ve tercih hakkı vardır.
Vâbil b. Hucr -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte namaz kıldım. O, sağ tarafına, «Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuh» diyerek, sol tarafına da «Esselamu aleykum ve rahmetullah» diyerek selam verirdi.
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, namazını bitirmek istediğinde, yüzünü sağ tarafa çevirerek; «Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuh» diyerek sağına selam verir, yüzünü sol tarafa çevirerek ''Esselamu aleykum ve rahmetullah'' diyerek soluna selam verirdi.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, her namazın ardından otuz üç defa Allah’ı tesbih eder, eder, otuz üç defa Allah’a hamt eder, otuz üç defa Allah’ı tekbir ederse, bu toplamda doksan dokuz olur. Yüze tamamlamak için de, Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr. (Allah'tan başka hak ilâh yoktur. O tektir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamt O'nadır. O'nun her şeye gücü yeter) derse, günahları denizlerin köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin farz namazı kıldıktan sonra ne söyleyeceğini (nasıl zikir yapacağını) açıklamıştır: Otuz üç defa: ''Subhânallah'' Yüce Allah'ı eksiklik ve kusurlardan münezzeh kılmaktır. Otuz üç defa Elhamdülillah “Hamt Allah'a mahsustur.” demektir. Yüce Allah'ın sevgiyle ve yüceltilerek kemal sıfatları ile sena edilip övülmesidir. Otuz üç defa Allahu Ekber “Allah en büyüktür.” Çünkü Allah her şeyden daha büyüktür, daha azametlidir ve daha kudretlidir. "Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr." zikri ile sayı yüze tamamlanır. Manası şu şekildedir: Allah'tan başka ibadet edilmeye layık hak ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Allah Teâlâ mutlak hakimiyet sahibidir, tek başına sevgi ve tazimle övgü ve senayı hak eden O'dur. O, her şeye kadirdir hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. Kim bunu söylerse, günahları silinir ve bağışlanır, günahları denizin dalgalanıp coştuğunda üzerini kaplayan beyaz köpükler kadar çok olsa bile.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim farz namazların akabinde “Ayete’l-Kürsî”yi okursa cennete girmesine tek engel ölüm olur.»
Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, farz namazın ardından Âyetü'l-Kürsî'yi okuyan kimseyi, sadece ölümün cennete girmekten alıkoyacağını haber vermiştir. Bu ayet, Bakara Suresi'nde şu şekilde geçmektedir: {Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir), Kayyûm'dur. (kendi zatiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama ve ne da bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.} [Bakara Suresi: 255]
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz namazda şek (şüphe) eder de üç mü, yoksa dört rekât mı kıldığını bilmezse, şüpheyi atsın ve kalbinin emin olduğu şeye göre namazını bina etsin, yani tamamlasın. Sonra da henüz selam vermeden (namazın sonunda) iki secde yapsın. Bu durumda eğer beş rekât kılmış oluyorsa, (iki secde yapmak suretiyle) onu çift rekâtlı yapmış olur. (Çünkü iki yanılma secdesi bir rekât yerine geçer.) Yok eğer dört rekâtlı kılmış oluyorsa, (o iki secde) şeytanı zelil ve hakir kılmış olur.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, namaz kılan bir kişinin namazında tereddüt edip üç mü, yoksa dört rekat mı kıldığını bilemediği durumda, şüpheli olan fazla sayıyı bırakmasını ve kesin olan üç rekata itibar etmesini bildirmiştir. Bu durumda üçüncü rekattan sonra dördüncü rekatı da kılar ve selam vermeden önce iki secde yapar. Kıldığı namaz aslında dört rekât ise; bir rekât ilave ile beş olur, iki sehiv secdesi bir rekât yerine geçer, böylece sayı tek rekât değil, çift rekât olur. Eğer fazladan kıldığı bir rekât namazın dördüncü rekâtı ise; hiçbir ekleme veya çıkarma yapılmaksızın namazını eda etmiş olacaktır. İki sehiv secdesi, Şeytan'ı zelil etmek, onu mağlup edip hedefine ulaşmaktan uzaklaştırmak içindir. Çünkü Şeytan, kişinin namazını karıştırmış ve onu bozmak için uğraşmıştır. Ancak Âdemoğlu, Allah Teâlâ’nın secde emrine uyarak namazını tamamlamış olur. Bu secde, İblis’in Allah’a isyan edip Âdem’e secde etmekten kaçındığı emrin tam zıddını yerine getirme anlamı taşır.
Hafsa -radıyallahu anha'dan- rivayet edildiğine göre; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- fecir doğduktan sonra hafif/kısa olarak iki rekât namaz kılardı. Başka bir rivayette: ''Kamet getirilmeden önce." şekllinde gelmiştir.
Buhârî rivayet etmiştirHafsa -radıyallahu anha- bu hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in durumundan haber veriyor. O, sabah namazından önce iki rekât kılardı. Bu namaz; sabah namazının sünneti idi. İki rekâttan fazla kılmazdı. İmam Müslim'in Hafsa -radıyallahu anha-'dan rivayet ettiğine göre o, şöyle demiştir: ''Fecir doğarsa hafif iki rekâttan başka kılmazdı.'' Bu hadisteki ''Hafîfeteyni'' sözü, kıyamında, rükûsunda ve secdesinde uzun olmayacak şekilde namaz kılmasıdır. Aşırı derecede kısaltmasından dolayı Buhari'de olduğu gibi Âişe -radıyallahu anha- diyor ki: Fatiha'yı okudu mu? derdim. Muvatta'da olan başka bir rivayette: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazının sünnetini öyle hafif kılardı ki ben; ''Fatiha'yı okudu mu, yoksa okumadı mı?" derdim. Bunun manası Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki rekâtta kıyam, rükû ve sücudu gibi rükunlerine halel gelecek kadar hızlı kılmıyordu. Doğru olan mana; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den uzun kılmasına alışılmış olan diğer nafile namazlarla karşılaştırıldığında onlara göre bu iki rekât daha hafiftir. ''Fecir doğduktan sonra'' Fecir doğduktan sonra hemen bu iki rekâtı kılardı. ''Kamet getirilmeden önce'' Sabah namazının iki rekât sünnetinin vakti; fecrin doğuşundan sabah namazının farzının kılınmasına kadardır.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- öğle namazının farzından önce dört rekât, sabah namazının farzından önce iki rekât namazı asla terk etmezdi.
Buhârî rivayet etmiştirÂişe -radıyallahu anha-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evindeyken şu nafile namazları düzenli olarak kıldığını ve hiç aksatmadığını haber vermiştir. Bunlar öğle namazından önce ikişer rekât olarak kılınan dört rekât ve sabah namazından önceki iki rekattır.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı Ümmü Habîbe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Kim, öğle namazının öncesinde dört rekât ve sonrasında dört rekât namaz kılmaya devam ederse, Allah ona Cehennem ateşini haram kılar.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-; her kim öğle namazından önce dört, sonra da dört rekât nafile namaz kılar ve buna düzenli olarak devam ederse, Allah'ın onu cehennem ateşinden koruyacağını müjdelemiştir.