





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Amr b. Şuayb, babası kanalıyla dedesinden rivayet ettiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Çocuklarınıza yedi yaşlarında iken namaz kılmalarını emredin! On yaşına bastıkları hâlde kılmazlarsa kendilerini cezalandırın yataklarını da ayırın.»
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir babanın -erkek ve kız- çocukları yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmalarını emretmesini ve kılmaları için ihtiyaç duydukları bilgileri onlara öğretmesi gerektiğini açıklamıştır. On yaşına geldiklerinde bu emrin şiddeti arttırılır ihmalden dolayı cezalandırma amaçlı dövülür ve yatakları ayrılır.
Abdurrahman b. Ebî Leyla dedi ki: Kâ‘b İbni Ucre -radıyallahu anh- benimle karşılaştı ve sana bir hediye vereyim mi? dedi. Bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımıza gelmişti. Kendisine: "Yâ Rasûlallah! Allah sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik, sana nasıl salavat getireceğiz? diye sorduk. O da şöyle söyleyin diye buyurdu: «Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme, inneke hamîdün Mecîd. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme, inneke Hamîdün Mecîd.» Allah'ım! İbrahim’e (ve ailesine) rahmet ettiğin gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık olan ve yüce olansın. Allah’ım! İbrahim’e (ve ailesine) hayır ve bereket lütfettiğin gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye layık olan ve yüce olansın.»
Muttefekun aleyhSahabeler, "Selam sana ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun..."? diye selam vermeyi öğrendikten sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e nasıl salavat getireceklerini sordular. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine nasıl salavat getirileceğini ve manasını anlatmıştır: ''Allâhumme salli alâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed'' Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve ailesine de salatu selam eyle. Yani: Onu, (mele-i âlâda) en yüce toplulukta, onun dinine uyanları ve yakınları arasında Müminleri güzel sözlerle öv Allah'ım. «Allah’ım! İbrahim -aleyhisselam-'ın izinden gidenlere rahmet ettiğin gibi» Nasıl ki, İbrahim'in ailesine, İbrahim'e, İsmail'e ve İshak'a ve onların soyundan gelenlere ve onların peşinden giden Müminlere lütufta bulunduysan, aynı şekilde Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e de lütfundan bahşet. ''Sen çokça hamt edilen, şan ve şeref sahibisin'' Yani: Zatında, sıfatlarında ve fiillerinde övülmeye layık olan, azametinde, hükümranlığında ve cömertliğinde engin olan. ''Allah'ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ailesini de mübarek kıl.'' Yani, ona en büyük hayır ve fazileti ver, o fazileti artır ve onun için o fazileti sabit kıl.
Ubâde b. Sâmit –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Fâtihatu’l-Kitabı okumayan kimsenin namazı yoktur.»
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Fatiha Suresi'ni okumadan namazın geçerli olmadığını bildirmiştir. O, her rekâtta namazın rükünlerinden bir rükündür.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimse cuma günü cünüplükten temizleniyormuş gibi boy abdesti aldıktan sonra erkenden cuma namazına giderse bir deve kurban etmiş gibi sevap kazanır. İkinci saatte giderse bir inek, üçüncü saatte giderse boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi sevap kazanır. Dördüncü saatte giderse bir tavuk, beşinci saatte giderse bir yumurta sadaka vermiş gibi sevap elde eder. İmam minbere çıkınca melekler hutbeyi dinlemek üzere topluluğun arasına katılır.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- cuma namazına erken gitmenin faziletini bizlere bildirmiştir. Camiye erken gitmek; Güneş'in doğmasından imamın gelişine kadar devam eder. Güneş'in doğuşundan imamın hutbe vermek için minbere çıkmasına kadar geçen süreye göre beş kısma ayrılır: Birincisi: Kim, cünüplükten temizlenmek için gusül aldığı gibi tam bir gusül alır sonra birinci saatte cuma namazı kılınan mescide giderse, sanki bir deveyi kurban kesip sadaka olarak vermiş gibidir. İkincisi: Kim ikinci saatte giderse, bir inek sadaka vermiş gibidir. Üçüncüsü: Kim üçüncü saatte giderse, sanki boynuzlu bir koç (koyunun erkeği) sadaka vermiş gibidir. Dördüncüsü: Kim dördüncü saatte giderse, sanki bir tavuk sadaka vermiş gibidir. Beşincisi: Kim beşinci saatte giderse, sanki bir yumurta sadaka vermiş gibidir. İmam hutbe okumak için minbere çıktığında; kapılarda oturan ilk önce girenlerden başlayarak teker teker isimlerini yazan melekler yazmayı bırakırlar. Sonra zikir ve hutbeyi dinlemeye gelirler.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim: «Sizden kim cuma namazına gelirse gusül alsın.»
Muttefekun aleyhPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- cuma namazına gelmek isteyen kimsenin, cünüp olduğunda gusül aldığı gibi gusül almasını tavsiye etmiştir.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: «Kim bir Müslümanın cenazesinin arkasından ecrine inanarak ve umarak gider ve namazı kılınıncaya kadar orada bulunursa ona bir kîrat vardır. Kim de defnedilene kadar cenazede bulunursa ona da iki kîrat vardır.» buyurdu. Bunun üzerine iki kîrat nedir? denildi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «İki büyük dağ gibidir.» Müslim'de ki başka bir rivayette: «İkisinden en küçük olanı Uhud Dağı gibidir.» buyurdu.
Muttefekun AleyhAllah Tebâreke ve Teâlâ kullarına karşı lütufkârdır. Onlar için mağfiret sebeplerini hazırlamak istiyor. Bunun için cenaze namazını kılmaya ve cenazede hazır bulunup buna şahitlik etmeye teşvik etmiştir. Çünkü bu namazda vefat eden kimseye rahmet edilmesi için ona şefaatçi olmak vardır. Ölen kimsenin canaze namazını kılana bir kîrat kadar sevap verdiği gibi cenaze defnedilene kadar orada bulunan için de bir kîrat daha vermiştir. Bu da verilen büyük sevaptan bir miktar olup, derecesi Allah Teâlâ katında bilinen bir şeydir. Sahabe -radıyallahu anhum-bunun miktarını bilemeyince Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onların anlayacakları şekilde bunu yakın bir tabirle ifade etmiş ve: «Her kîrat büyük bir dağ gibidir.» buyurmuştur. Bunda bir kişinin, Müslüman kardeşinin hakkı olan (cenaze namazını kılmak), ona dua etmek, gideceği yerin hatırlatılması, ailesinin kalplerine rahatlık verme ve diğer faydalar vardır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına gelip, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve fazladan üç günlük daha günahları bağışlanır. Kim (hutbe okunurken) çakıl taşlarıyla oynarsa, boş ve manasız bir iş yapmış olur.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Kim abdest alır ve abdestini rükünlerini tamamlayarak, sünnet ve adaplarına uyarak güzelce tamamlar sonra cuma namazını kılmaya gelir, hatibi dinler ve ona kulak verir, boş söz söylemez susarsa; Yüce Allah, cuma namazından ikinci cumaya ve üç gün fazlasıyla birlikte on günlük küçük günahlarını bağışlar. Çünkü bir iyiliğin karşılığı on misliyle katlanarak verilir. Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- hutbede verilen öğütlere kalbin yönelmemesinden, ellerin çakıl taşlarıyla oynamak gibi her türlü oyalanma ve meşguliyetten sakındırmıştır. Kim böyle yaparsa boş ve manasız bir iş yapmış olur. Kim de boş iş yaparsa cuma namazının sevabından tam bir ecir alamaz.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim sabah akşam camiye gider gelirse, her gidip gelişinde Allah Teâlâ o kimseye Cennet'teki ikramını hazırlar.»
Muttefekun aleyhPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ibadet, ilim veya başka hayırlı bir maksatla -günün başında ya da sonunda, herhangi bir vakitte- mescide gelen kimseyi, Allah’ın ona Cennet'te bir makam ve ikram hazırladığıyla müjdelemiştir. Kişi mescide gece veya gündüz her gelişinde bu ikram yenilenir.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yanında ok varken mescidlerimize veya çarşı-pazarımıza uğrayan kimse, müslümanlardan herhangi birine onlardan bir zarar gelmemesi için, okunun ucundaki demiri eliyle tutsun.»
Muttefekun AleyhKim mescid ve çarşı pazar gibi müslümanların toplandığı yerlere uğrarsa ve yanında ok vb. gibi savaş aleti varsa sıkıca o zarar verecek kısımdan tutması gerekir ki müslümanlardan birisine zarar vermesin.