





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Şureyh b. Hânî'den rivayet edilen bir hadiste şöyle demiştir: Aişe -radıyallahu anha-'ya Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- evine girdiği zaman ilk olarak ne yapmaya başlardı? diye sordum. O da: Misvak kullanırdı dedi.
Müslim rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetlerinden biri de, gece veya gündüz hangi vakitte olursa olsun evine girdiğinde misvak kullanmaya başlamasıydı.
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edilen bir hadiste şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurunda, bütün gece sabaha kadar uyuyan bir adamdan bahsedildi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «Bu, Şeytan'ın iki kulağına -veyahut şöyle dedi- kulağına işediği bir adamdır.»
Muttefekun aleyhPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurunda, Güneş doğuncaya kadar uyuyan ve farz namaza kalkmayan bir adamdan bahsedildi. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Şüphesiz ki o, Şeytan'ın kulağına işediği bir adamdır.»
Âişe -radıyallahu anha-'dan merfû olarak rivayet edilen bir hadiste şöyle haber verilmiştir: «On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek, sakalı salıvermek, misvak kullanmak, su çekerek burnu temizlemek, tırnakları kesmek, parmak üzerindeki eklemlerde kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak, koltuk altındaki kılları yolmak/gidermek, kasıkları tıraş etmek, küçük abdest ve büyük abdest mahallerini yıkamaktır.» Ravilerden birisi onuncu hasleti unuttum. Ama bu mazmaza/ağza su alıp, çalkalama olabilir, demiştir. Veki ise -ki kendisi hadisin ravilerinden birisidir- bu istinca/su ile temizlenmektir demiştir.
Müslim rivayet etmiştirÂişe –radıyallahu anha- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’den aktararak, fıtratla ilgili bazı özellikleri haber vermektedir. «Fıtrat» yüce Allah’ın kullarını yarattığı yaratılış ve hilkate denir. Bu yaratılış her zaman hayır üzere olmuştur. Buradaki fıtrattan kasıt, bozulmamış düzgün fıtrattır. Haktan sapmış fıtratın bir kıymeti yoktur, nazarı itibar edilmez. Zira Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: «Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.» İlk fıtrat hasleti; “Bıyıkları kesmek’tir.” Yani dudak gözükünceye dek kısaltmaktır. Bıyıkları bu şekilde kısaltmak bir tür temizlik, burundan çıkacak şeylerden korunmaktır. Dudaklardan taşan bıyıklara her zaman yenilen yemek ve içilen içecekler bulaşır. Ayrıca uzun bıyık kişiyi kötü görünümlü yapar. Uzun bıyıklı olmanın hoşlarına gittiği kimselerin bu görüşleri dikkate alınmaz. Müslüman bir kimsenin bıyıklarını kontrol edip, kesmesi ve kısaltması gerekir. Kırk günden fazla uzatmamalıdır. İmam Müslim’in Enes –radıyallahu anh-’den rivayet ettiği bir hadiste şöyle haber verilmektedir: “Bizlere bıyıkları kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk ve kasık tıraşı olmak için kırk günden fazla uzatılmaması tayin edilmiştir.” «Sakalı salıvermek» Sakal erkeklerin çene ve yanaklarında çıkan kıllara denir. Sakalı salıvermek, olduğu gibi bırakıp, hiçbir şekilde dokunmayıp kesmemek ve kısaltmamaktır. İ’fa kelimesi çokluk ve yoğunluk anlamları ifade eder. İ’fa edin yani çoğaltın demektir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik.” A’râf Suresi: 7 Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’den sakalların uzatılması hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadisler bir çok farklı lafızlarla rivayet olunmuştur. “Veffiru”, “Erhu”, “A’fu” gibi lafızların tümü sakalların salıverilip, hiç dokunulmaması gerektiğini ifade eder. Bu sebeple Müslüman bir erkeğin sakallarını kesmesi asla caiz değildir. Şayet kesecek olursa Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yoluna ters düşmüş, emrine isyan etmiş ve müşriklere benzemiş olur. «Misvak» Misvak kullanmak dinimizin teşvik ettiği bir haslettir. «Misvak ağız için temizliktir. Rabbi de razı eder.» Her zaman misvak kullanılacağı gibi, abdest, namaz, uykudan önce, ağız kokusu olunca ve dişlerin sararması durumunda kullanılması daha gerekli bir hale gelir. «Burna su çekmek» Burna su çekmek fıtrat hasletlerindendir. Burna su çekilerek temizlik yapılmış, böylece zararlı olabilecek kirler dışarı atılmış olur. Abdest esnasında ve abdest dışında temizliğe ihtiyaç duyulduğunda yapılır. Burna su alıp, temizlemek kişiden kişiye göre değişir. Kimi insanlar sadece abdest alırken buna ihtiyaç duyarken bazıları ise çoğu defa bu temizliği yapma ihtiyacı hissedebilir. Mazmaza yani ağzı su ile çalkalayıp, yıkamak fıtrat özelliklerindendir. Zira ağız ve burun çokça kirlenmektedir. Fıtrat gereği buna önem vermek gerekir. «Tırnakları kısaltmak» Tırnakları kısaltmak fıtrat özelliklerinden birisi olup, el ve ayak tırnaklarını kapsar. Kırk günden fazla uzatılamazlar. Enes –radıyallahu anh-’den rivayet edilen bir hadiste şöyle haber verilmektedir: “Bizlere bıyıkları kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk ve kasık tıraşı olmak için kırk günden fazla uzatılmaması tayin edilmiştir.” İmam Ebu Davûd’un rivayetinde ise; "Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- bizlere kasık tıraşı ve tırnak kesimi için kırk gün (ü aşmayacak şekilde) vakit belirledi." «Parmak üzerindeki eklemlerde kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak.» Parmak üzerinde bulunan mafsalların üst ve alt taraflarını yıkamak. Çoğu zaman meydana gelen çatlak ve kırışmalar sebebiyle parmakların bu kısımları kirlenir. Suyun buraya ulaşması zor olur. Ovalanarak temizlenmesi, su ulaşması için diğer el ile üzerinden geçilmesi gerekir. Fıtrat gereği bu hususa özen gösterilmelidir. İnsan bedeninde kirlerin toplandığı her yer parmak üzerindeki mafsallar hükmünde olup, kulak deliği, koltuk altı ve baldır arkaları gibi ter ve kirlerin toplandığı yerler de itina ile yıkanmalıdır. «Koltuk altındaki kılları yolmak/gidermek» Koltuk altı bölgesi ter bölgesi olduğu için çok çabuk kirlenir. Kötü kokular ortaya çıkar. Enes –radıyallahu anh-’den rivayet edilen hadiste ifade edildiği üzere kırk günden fazla uzatılmaması gerekir. Acı vermiyorsa yolunması daha iyidir. Yolmak tüylerin köklerini zayıflatır ve sorunu temelinden çözer. Bir daha tüylerin çıkması çok uzun vakit alır ki, dinen istenen de budur. Şayet tüyleri yolmak insana acı veriyorsa tıraş edilmesi yahut tüy dökücü kremlerin kullanılmasında bir sakınca yoktur. Çünkü maksat o bölgenin temizlenmesidir. Hangi yöntemle yapılabiliyorsa o yöntem uygulanmalıdır. «Kasıkları tıraş etmek» Kasıkları tıraş etmek fıtrat özelliklerinden birisidir. Kadın ve erkeğin avret yerinde biten tüyleri kesmesi anlamına gelir. Yolmak, tıraş etmek yahut kısaltarak ortadan kaldırılması gerekir. Yeni çıkan krem ve benzeri ürünlerin kullanılmasında bir engel yoktur. Önemli olan o bölgenin temizlenmesidir. Enes –radıyallahu anh-’den rivayet edilen hadiste ifade edildiği üzere kırk günden fazla uzatılmaması gerekir. «İstinca/su ile temizlenmek.» Bu ifade istinca etmek su ile taharetlenmek manaları ile tefsir edilmiştir. Bu manayı şu rivayet desteklemektedir. İmam Ebu Davûd ve İbn Mace, Ammar b. Yasir –radıyallahu anh-’ın Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’den şu hadisi rivayet ettiğini nakletmektedirler: “Mazmaza, istinşak ve intidah/su ile istinca yapmak fıtrattandır.” İstinca, büyük ve küçük abdest yollarından çıkan (necaseti) su, taş, bez ve mendil gibi temiz bir şeyle izale edip, kaldırmaktır. Namaz kılmak isteyen kimsenin ihtiyacını giderdikten sona istinca yapması farz olup, namazın sıhhat şartlarından biridir. Ravilerden birisi onuncu hasleti unuttum. Ama bu mazmaza/ağza su alıp, çalkalama olabilir, demiştir. Hülasa, bu sayılanlar insanın dış görünüşünü tamamlayıp, temizler ve zararlı, hoş olmayan şeyleri ondan uzak tutar.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şeytan, sizden biriniz uyuduğu zaman ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere vurarak, üzerine uzun bir gece var, yat, uyu der. Eğer kişi uyanır da Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Namaz kılarsa bir düğüm daha çözülür. Böylece sabaha dinç ve gönlü huzurlu olarak çıkar. Aksi halde gönlü huzursuz ve tembel olarak sabahlar.»
Muttefekun aleyhPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Şeytan'ın durumunu ve gece namazına veya sabah namazına kalkmak isteyen kişiyle olan mücadelesini anlatmaktadır. Bir Mümin uykuya daldığında, Şeytan onun başının arkasına yani ensesine üç düğüm atar. Eğer Mümin uyanıp Allah Teâlâ'yı zikrederse ve Şeytan'ın vesveselerine icabet etmezse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Eğer kalkar ve namaz kılarsa üçüncü düğüm de çözülür; böylece Allah’ın kendisini itaate muvaffak kılmasından duyduğu sevinçle, Allah’ın vaad ettiği sevap ve mağfirete dair müjdeyle neşeli ve zinde olarak sabaha erer. Bununla birlikte şeytanın düğümleri ve onun gevşetmesi de üzerinden kalkmış olur. Şayet bunu yapmazsa, nefsi kötü, kalbi mahzun, iyilik ve salih amel işleme konusunda tembelleşir. Çünkü o, Şeytan'ın bağıyla bağlanmış ve Rahman'ın yakınlığından uzaklaştırılmıştır.
Ma'dân b. Ebû Talha el-Ya'merî'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in azatlı kölesi Sevbân ile karşılaştım ve dedim ki: ''Yaptığım zaman Allah'ın beni Cennet'e sokacağı bir amel söyle.'' Veya şöyle dedi: Dedim ki: "Amellerin Allah'ın katında en sevimlisi hangisidir?" O sustu. Sonra tekrar sordum. O, yine sustu. Sonra üçüncü defa sordum, o da şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bunu sordum, o da dedi ki: «Allah'a çokça secde etmelisin. Allah'a ettiğin her bir secde ile Allah seni bir derece yükseltir ve senden bir günahı siler.» Ma'dân dedi ki: Sonra Ebû Derdâ ile karşılaştım. Ona da aynı soruyu sordum. Sevbân'ın bana dediğinin aynısını söyledi.
Müslim rivayet etmiştirCennete girmeye vesile olan amel ya da Allah'ın en sevdiği ameller hangileridir diye Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e soruldu? Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- soru soran kişiye şöyle dedi: Namazda çokça secde et, çünkü Allah'a bir secde ettiğinde, o secden ile Allah seni bir derece yükseltir ve bir günahını bağışlar.
Müminlerin annesi Aişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edilen bir hadiste, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ramazanın son on gecesinde, başka hiçbir zamanda olmadığı kadar çok (ibadet etmeye) çaba gösterirdi.
Müslim rivayet etmiştirRamazan ayının son on günü geldiğinde, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ibadet ve itaat konusunda daha çok çaba gösterir; farklı hayır amellerini, iyilik ve ibadet çeşitlerini başka zamanlarda yaptığından çok daha fazla yapardı. Bu, o gecelerin çok değerli olmasından ve Kadir Gecesi'ni idrak etmeye çalışmasından kaynaklanmaktadır.
Âişe -radıyallahu anha- şöyle dedi: "Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in misvakını ve abdest suyunu akşamdan hazırlardık. Allah, O'nu, gecenin dilediği saatinde uyandırırdı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyanınca hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı."
Müslim rivayet etmiştirÂişe -radıyallahu anha- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- için abdest alacağı suyu ve misvağını geceden hazırladığını haber vermiştir. Gecenin bir vakti Allah Teâlâ onu uykusundan uyandırırdı. Genellikle uykudan dolayı ağızda oluşan kokuyu gidermek için uyandığında misvakla dişlerini fırçalamaya başlardı. Sonra kendisine hazırlanan su ile namaz için abdest alır, sonra da gece namazı kılardı.
Ebû Abs Abdurrahman b. Cebr -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ayakları Allah yolunda tozlanan kula, Cehennem ateşi değmez.»
Buhârî rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah yolunda cihat ederken ayağına toprak bulaşan kimseye ateşin dokunmayacağını müjdelemiştir.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet olunan bir hadiste Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şehit, ölüm anında sizlerden birinizin ısırıldığında hissettiği kadar acı hisseder.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirHadisin Manası: Bir kimse Allah yolunda şehit olduğu zaman öldürüldüğünde -Darîmi'nin rivayetinde "Ölüm acısı olarak" ifadesi geçmektedir- bizlerden birini karıncanın ısırmasında hissettiği kadar hisseder. -Darîmi'nin rivayetinde "Karınca ısırma acısı kadar" ifadesi geçmektedir.- Bunun manası; şehit diğer insanlar gibi ölüm acısını ve sekerâtını hissetmez. Şehit olan kimsenin hissettiği en büyük acı bizlerden birisini karıncanın ısırması sonucu hissettiği acı kadardır. Zira karıncanın ısırmasında hafif ve çabuk geçici bir acı vardır. Bu nimet yüce Allah'ın şehitlere bahşettiği bir ihsanıdır. Çünkü şehit ruhunu Allah yolunda feda etmiştir. Bunun için de Allah Teâlâ ona ölüm acısı tattırmaz.