





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Târık b. Şihâb el-Becelî el-Ahmesî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, bir adam ayağını üzengiye koymuş olduğu halde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek; Hangi cihad daha faziletlidir? diye sordu. Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Zâlim sultan katında söylenen hak sözdür.» buyurdular.
Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirSefere hazırlık yapmış bir kimse Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hangi cihadda daha çok sevap vardır? diye sordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-; en faziletli cihadın zalim yöneticiye iyiliği emredip, kötülükten nehyetmek olduğunu haber vermiştir. Cihad; sadece kafirlerle savaşmakla sınırlı değildir. Bilakis cihadın mertebeleri vardır. En çok sevap olanı olarak zikredilmesi; ya öldürülme ya da zalim yönetici tarafından hapse atılma riski yüksektir. Aynı zamanda buna karşı koyanların sayısı da azdır.
Cerîr b. Abdullah -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın rasûlü olduğuna şahitlik etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, yöneticileri dinleyip itaat etmek ve her Müslümana nasihat etmek üzere Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e biat ettim.
Muttefekun aleyhSahabe Cerîr bin Abdullah -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile tevhit üzere olmak, şartları, rükünleri, farzları ve sünnetleri yerine getirerek beş vakit namazı gece ve gündüz kılmak, farz olan zekâtı vermek ki o mal ile yapılan farz bir ibadettir, zenginlerden alınıp fakir ve diğer hak eden kimselere verilir. Yöneticilere itaat etmek, Müslümanların hepsine faydalı olacak şeylerde hırslı olarak, onlara iyiliği ulaştırıp, söz ve amel ile onlardan şerri uzaklaştıracağına dair söz verip ahitleştiğini haber vermiştir.
Muâz b. Cebel -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (Muâz’ın elini tutmuş ve) şöyle buyurmuştur: «Ey Muâz! Allah’a yemin ederim ki, ben seni gerçekten seviyorum.» Sonra şöyle buyurdu: «Ey Muâz! Sana her namazın sonunda şu duayı hiç bırakmamanı tavsiye ediyorum: Allah’ım! Seni anmak, sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et.»
Ebû Dâvûd, Nesâî ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Muâz -radıyallahu anh-'ın elini tutmuş ve ona şöyle buyurmuştur: Vallahi ben seni gerçekten seviyorum. Ey Muâz! Sana tavsiye ederim ki, her namazın sonunda şu duayı okumayaı sakın unutma: (Allah’ım! Seni zikretmede bana yardım et.) — Yani, itaate yaklaştıran her söz ve amelde Sana zikri devam ettirmemde bana yardımcı ol. (Ve Sana şükretmede bana yardım et.) — Yani, nimetlerin elde edilmesi ve belaların defedilmesi karşısında Sana şükretmemde bana yardımcı ol. (Ve Sana en güzel şekilde ibadet etmemde bana yardım et.) — Yani, Allah’a ihlâs ile ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ittibâ ederek kulluğu en güzel şekilde yerine getirmemde bana yardımcı ol.
Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr ve Âişe -radıyallahu anhum-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ateşte yanacak topuklara yazıklar olsun!»
Müslim rivayet etmiştir - Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest alırken ihmalkâr davranmaktan ve abdest uzuvlarını yıkarken noksanlık yapmaktan sakındırmış ve yıkama işleminin tamamlanmasına özen gösterilmesini teşvik etmiştir. Ayağın topuk kısmına su genellikle ulaşmaz. Abdest suyu ulaşmaz. Bundan dolayı abdestte ve kılınan namazda halel meydana gelir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, şer'î taharette ihmalkâr davranan bu kimsenin azaba uğratılacağını haber vermiştir.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre o, şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gece yatsı namazını geç vakte kadar geri bıraktı. Ömer -radıyallahu anh- çıktı ve: "Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz, buradaki kadınlar ve çocuklar uyuya kaldı!" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (evinden) çıktı ve başından sular damlıyordu ve şöyle buyurdu: «Eğer ümmetime ağır geleceği endişesi taşımasaydım (yatsıyı) bu saatte kılmalarını emrederdim.»
Muttefekun AleyhBir gece Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, gecenin büyük bir kısmı gidene kadar yatsı namazına çıkmak için geçikti. Kadınlar, çocuklar ve uzun süre beklemeye ihtimali ve gücü olmayan kimseler uyuya kaldı. Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelip: "Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz, buradaki kadınlar ve çocuklar uyuya kaldı!" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- evinden çıkıp mescide geldi. Yıkanmış olmasından dolayı başından sular damlıyordu. Yatsının en faziletli vaktinin geçiktirmek olduğunu açıklamak için: «Eğer ümmetime ağır geleceği endişesi taşımasaydım (yatsıyı) bu geç saatte kılmalarını emrederdim.» buyurdu.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Oruç dışında insanların işlemiş olduğu bütün amelleri kendileri içindir. Oruç ise benim içindir ve onun karşılığını bizzat ben veririm. Oruç bir kalkandır, içinizden biri oruçlu olduğu gün oruca uygun olmayan işler yapmasın ve bağırıp çağırarak kavga etmesin! Eğer birisi kendisine söverse veya kendisi ile kavga etmeye yeltenirse "Ben oruçluyum" desin! Canımı elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzel kokar. Oruçlunun iki sevinç anı vardır: Orucunu açtığı zaman iftar vaktinde sevinir ve Rabbine kavuştuğu zaman tuttuğu oruç dolayısıyla sevinç duyar.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın kutsi bir hadiste şöyle buyurduğunu bildirmiştir: Âdemoğlunun oruç hariç her iyiliği on katından yedi yüz katına kadar karşılık bulur. Çünkü o benim için yapılan bir ibadet olup ona riya bulaşmaz. Orucu ben ödüllendiririm ve onun sevabının miktarını ve sevaplarının kat kat olacağını yalnız ben bilirim. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” Yani o, bir korunma, bir örtü ve kişiyi ateşten koruyan sağlam bir siperdir. Çünkü oruç, şehvetlerden uzak tutar, insanın günaha girmesine engel olur. Zira cehennem ateşi şehvetlerle kuşatılmıştır. (Öyleyse birinizin oruç tuttuğu gün, cinsel ilişkiye girmesin) cinsel ilişki ve ilişkiye götürecek şeylerden uzak dursun, ayrıca genel olarak her türlü çirkin ve edepsiz sözden uzak dursun. (bağırıp çağırarak kavga etmesin) kavga ederek ve bağırarak tartışmasın. Ramazan’da (oruçlu iken) “Eğer biri ona söver veya onunla kavga etmeye kalkışırsa” ‘Ben oruçluyum’ desin; umulur ki bu sözle karşı taraf vazgeçer. Şayet buna rağmen gerçekten saldırmaya devam ederse, o da saldıranı defetme hükmündeki kimse gibi, zaruret ölçüsünde ve en hafif yolla kendini savunsun. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- nefsi elinde olan Allah’a yemin ederek, oruç dolayısıyla oruçlunun ağzında meydana gelen kokunun, kıyamet gününde Allah katında, insanların kullandığı misk kokusundan daha hoş; hatta cuma günlerinde ve zikir meclislerinde sürülmesi teşvik edilen miskten sevap bakımından daha faziletli olduğunu bildirmiştir. Oruçlu için iki sevinç vardır ve bu iki sevinci yaşar: İftar ettiğinde, kendisine iftarın helâl kılınmasıyla açlık ve susuzluğunun sona ermesine sevinir; ayrıca orucunu tamamlamış, ibadetini güzel bir şekilde nihayete erdirmiş olmasına, Rabbinden gelen bir kolaylığa ve ileride tutacağı oruçlar için bir yardıma da sevinir. (Ve Rabbine kavuştuğu zaman orucuyla sevinir) orucunun karşılığına ve sevabına kavuştuğu için sevinir.
Âişe -radıyallahu anhâ-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Âişe önünde uzanıp yatmış olduğu halde gece namazını kılardı. Son olarak vitri kılacağı zaman Âişe’yi uyandırır, o da vitir namazını kılardı. Müslim’in bir başka rivayeti ise şöyledir: Geriye sadece vitir kalınca şöyle derdi: «Âişe kalk! Vitir namazını kıl!»
Muttefekun AleyhHadisin manası: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Âişe –radıyallahu anhâ- önünde uzanıp yatmış olduğu halde gece namazını kılardı. Buhari ve Müslim’in rivayetinde: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılıyordu. Bende onun önünde kıble ile arasına cenazenin konulduğu gibi (dümdüz) uzanmış yatıyordum.’’ Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- teheccüt namazını bitirince vitir namazına başlamadan önce vitir kılması için onu kaldırdı. Müslim’in rivayetinde: ‘’Vitir kaldığında’’ şöyle derdi: «Ey Aişe! Kalk ve vitri kıl!» Ebu Davud’un rivayetinde ise: ‘’Vitir kılmak istediğinde onu kaldırdı ve o da vitri kıldı.’’ ifadeleri yer almaktadır. Manası: Nebi–sallallahu aleyhi ve sellem- gecenin başında Aişe –radıyallahu anhâ-’yı uyandırmadan bırakıyordu. Gece namazını bitirince ve sadece vitir namazı kaldığında vitrini yakalaması için onu uyandırırdı. Uyandıktan sonra üzerine tembellik ve uyku çöküp ona galip gelmesin diye, hemen kalkıp vitri kılardı. Eğer biraz bekleseydi vitir namazı kaçardı.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yatakta bulamadım. Onu aradım; derken elim, odada secde hâlindeyken ayaklarının altına dokundu. Ayakları dikilmiş durumdaydı ve şöyle diyordu:«Allah'ım! Senin gazabından rızana, cezalandırmandan affına sığınırım. Senden yine Sana sığınırım. Seni lâyık olduğun şekilde sena etmekten (övmekten) acizim. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.»
Müslim rivayet etmiştirÂişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında uyuyordum. Geceleyin onu yanımda bulamadım. Elimle odada namaz kıldığı yeri yokladım. Bir de baktım ki secde hâlinde, ayakları dikilmiş durumda ve şöyle diyordu: Rızânı vesile edinerek gazabından sana sığınırım; affın ve esenliğinle de cezandan sana sığınırım. Ve yine Sana karşı Senden sana sığınırım; cemâl sıfatlarını vesile ederek celâl sıfatlarından korunmayı isterim. Çünkü Senden yine ancak Sen korursun. Allah’tan kaçıp sığınılacak hiçbir yer yoktur; ancak yine O’na sığınılır. Seni lâyık olduğun şekilde sena etmekten acizim. Senin nimetlerini ve ihsanını hak ettiğin şekilde saymaya ne gücüm yeter ne de buna ulaşabilirim. Bu konuda ne kadar çaba sarf edersem edeyim, nimetlerinin ihatasından ve şükründen aciz kaldığımı itiraf ederim. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin. Kendine yakışan övgülerle kendini öven sensin. Öyleyse senin övgünün hakkını tam olarak kim yerine getirebilir ki?!
Cabir -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: En faziletli namaz hangisidir? diye sorulunca "Kıyamı/ayakta duruşu uzun olan namazdır." diye cevap buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: En faziletli namaz hangisidir? diye sorulmuştur. Bunun üzerine O da kıyamı/ayakta duruşu uzun olan namazdır, diye cevap vermiştir.