





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ali b. Ebî Tâlib ve Muâz b. Cebel -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz namaza geldiğinde imamı bir hal üzere bulursa imamın yaptığı gibi yapsın.»
Tirmizî rivayet etmiştirSizden biriniz namaza gelirse ve imamı kıyamda yahut rükûda yahut secdede yahut da otururken bulursa (yani imama o, hangi halde iken yetişirse ona) kıyamında, rükûsunda ya da başka bir hal üzere hemen uysun. Avamın yaptığı gibi imamın kıyama (yani ayağa) kalkmasını beklemesin. (Selam vermeden önce yetişse dahi imama uysun)
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hutbetu’l-Hace'yi bize öğretti: Hamt ancak Allah içindir, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden O’na sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Allah’tan başka hak ilah olmadığına şehadet ederim. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve rasûlüdür. {Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.} [Nisa suresi: 1. Ayet], {Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün} [Ali İmran suresi: 102. Ayet], {Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.} [ Ahzâb suresi: 70-71. Ayet]
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirİbni Mesud -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara Hutbetü'l Hâce'yi öğrettiğini haber vermiştir. Bu hutbe nikah, cuma ve benzeri hususlarda hutbelerin başında ve ihtiyaca binaen söylenen sözlerdir. Bu hutbe Allah'ın tek olarak ortağı olmadan her türlü övgüye layık olduğunu, O'ndan yardım dilemeyi, günahları örtmesini ve günahları affetmesini dilemeyi, her türlü şerden, nefsin şerrinden ve diğer şerlerden O'na sığınmayı dilemeyi açıkça anlatan büyük anlamları içermektedir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hidayetin Allah'ın elinde olduğunu haber vermiştir. Allah kime hidayet ederse, o kimseyi saptıran olamaz, kimi de saptırırsa, ona kimse hidayet edemez. Sonra Allah'tan başka hak ilah olmadığına dair tevhit şehadetini ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahitlik edilmesini zikretmiştir. Allah'ın rızasını gözeterek O'nun yasaklarından kaçınmayı, emirlerini yerine getirmeyi ve Yüce Allah'a karşı takvalı olma emrini içeren bu üç ayet-i kerime ile hutbesini bitirmiştir. Böyle yapanların mükâfatı ise, amellerin ve sözlerin doğru olması, kötülüklerin kefareti, günahların bağışlanması, dünyada güzel bir hayat ve kıyamet günü Cennet'i kazanmak olur.
Ebû Mûsâ –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Velisiz nikah olmaz.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- velisi olmadan kadının nikah akdinin geçerli olmayacağını beyan etmiştir.
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim anlaşmalı bir muâhedi haksız yere öldürürse Cennet'in kokusunu dahi alamaz. Hâlbuki onun kokusu kırk yıllık mesafeden hissedilir.»
Buhârî rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- muâhedi - güven ve eman içinde Müslümanların ülkesine anlaşmalı olarak giren kâfir- öldürürse, onu öldüren kimse Cennet'in kokusunu alamayacağını haber vermiştir. Hâlbuki onun kokusu kırk yıllık mesafeden hissedilir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Hüküm vermede rüşvet verene ve alana Allah lanet etsin.»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- rüşvet verene ve rüşvet alana Allah'ın rahmetinden uzak olması ve kovulması için beddua etmiştir. Buna, rüşvet verenin istediğine haksız yere elde edebilmesi için hükmettikleri davada rüşvet verilen hakimler de girmektedir.
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber Mekke'den Medine'ye bir yolculuk esnasında bazı sahabeler namazı yetiştirmek için acele ederek ve mesh edercesine az su kullanarak abdest aldıkları sırada, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerini gördüğünde ses tonunu yükselterek onlara şöyle demiştir: «Ateşte yanacak olan şu topuklara yazık! (Hiçbir yeri kuru bırakmadan) abdestinizi güzelce alın!»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Mekke’den Medine’ye ashabıyla birlikte yolculuk yaparken, yolda bir suya rastladılar. Bazı sahabeler aceleyle abdest alıp ikindi namazını kılmak istediler. Ancak ayaklarının arka kısımlarının tam yıkanmadığı, suyun değmediği görüldü. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Abdesti tam almayanlar için ateşte azap ve helak vardır.” Onları abdest alırken özen göstermeleri ve abdesti tam almaları hususunda uyardı.
Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müezzin; "Allahu Ekber, Allahu Ekber dediği zaman, sizlerden biri "Allahu Ekber, Allahu Ekber." derse, "Eşhedü en lâ ilâhe illallâh" dediği zaman, "Eşhedü en lâ ilâhe illallâh" derse, "Eşhedü enne Muhammeden rasûlullah" dediği zaman, "Eşhedü enne Muhammeden rasûlullah" derse, " Hayye ale's-salâh!" dediği zaman, " Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh " derse. " Hayye ale’l-felâh !" dediği zaman, " Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh " derse. Sonra da " Allahu Ekber, Allahu Ekber " dediği zaman; " Allahu Ekber, Allahu Ekber " derse, Sonra: " Lâ ilâhe illallâh." dediği zaman, " Lâ ilâhe illallâh." der ve kalbiyle de tekrar ederse Cennet'e girer.»
Müslim rivayet etmiştirEzan, insanlara namaz vaktinin girdiğini bildirmektir. Ezanın sözleri iman akidesini içeren kapsamlı sözlerdir. Bu hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ezan okunduğunda yapılması meşru olan şeyi açıklamıştır. O da ezanı işiten kimsenin müezzinin söylediğini tekrar etmesidir. Müezzin; "Allah en büyüktür" dediği zaman, ezanı işiten kişi "Allah en büyüktür." der. "Haydi namaza!" sözüne kadar bu şekilde müezzinin söylediği sözlerin aynısını tekrar eder. "Haydi namaza!", "Haydi felaha!" dediği zaman, "Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet sahibi yoktur." der. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- müezzinle birlikte kalbinden ihlaslı bir şekilde ezanı tekrar eden kimsenin Cennet'e gireceğini haber vermiştir. Ezanın sözlerinin manası şu şekildedir: "Allahu Ekber" Allah Teâlâ her şeyden büyük, yüce ve azametlidir. "Eşhedü en lâ ilâhe illallâh" Allah'tan başka hak ilah yoktur. “Eşhedü enne Muhammeden rasûlullah” Dilimle ve kalbimle Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın rasûlü olduğuna şahitlik ediyorum ve ikrar ediyorum. Allah -Azze ve Celle- onu göndermiştir ve ona itaat etmek farzdır. “Hayye ale's-salâh” Namaza gelin, bunu duyan kişinin "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" demesi itaate engel olan şeylerden kurtulmanın hiçbir hilesi yoktur. Allah'ın muvaffak kılması dışında itaatleri yapabilecek bir kuvvet ve herhangi bir şeyi yapabilecek güç de yoktur. “Hayye ale’l-felâh” Kurtuluşa sebep olan şeye gelin. O da Cennet'i kazanmak ve Cehennem'den kurtulmaktır.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Kim bir namazı unutursa onu hatırladığında kılsın. Zira onun kefareti ancak budur.» {Beni anmak için namaz kıl.} [Tâ-Hâ Suresi: 14]
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- farzlardan herhangi birini, vakti çıktıktan sonra hatırlayan kimsenin bir an önce bu namazı kaza etmesi gerektiğini haver vermiştir. Bu namazı terk etmenin günahını, hatırladığında kılmasından başka bir şey örtüp silemez. Yüce Allah kutsal kitabında şöyle buyurmuştur: {Beni anmak için namaz kıl.} [Tâ-Hâ Suresi: 14] Yani; unuttuğun namazı hatırladığında kıl demektir.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’tan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her ramazan on gün itikafa girerdi. Vefat ettiği senenin ramazanında yirmi gün itikafa girdi.
Buhârî rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’a sürekli ibadet için her ramazan on gün mescitte kalırdı. Kadir gecesini idrak etme ümidiyle ayın ortasına gelen on günde itikaf yapıyordu. Vefat ettiği sene Allah Teâlâ’ya daha fazla itaat etmek, daha fazla yaklaşmak için yirmi gün itikaf yaptı.