





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
İbn Abbâs -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ, bir erkek veya bir kadınla, dübüründen (makatından) ilişkiye giren bir adama bakmaz.»
Tirmizî ve Nesâî de (Sünen-i) el-Kübrâ'da rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir erkeğin bir erkekle veya bir kadınla makatından ilişkide bulunmasına, Allah'ın merhamet nazarı ile bakmayacağı ve bunun büyük bir günah olacağı yönündeki şiddetli tehdidi açıkça ortaya koymuştur.
Muaviye el-Kuşeyrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! Bizden birinin hanımı üzerindeki hakkı nedir?” diye sordum. O da şöyle buyurdu: «Yediğinden ona da yedirmen, giyindiğinden (veya kazandığında) ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, ona kötü söz söylememen ve de eğer gerekirse sadece evin içinde yatağını ayırmamandır.»
Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, bir kadının kocası üzerindeki hakları nelerdir? diye sorulunca, bir dizi mesele zikretmiştir. Bu haklar da şunlardır: Birincisi: Yemeği yalnız kendine tahsis edip onu mahrum bırakma. Bilakis, yemek yediğin ve karnını doyurduğun zaman ona da yedir. İkincisi: Giyim ve elbiseyi yalnız kendine has kılma; sen giyindiğinde ona da giydir. Kazanç elde edip imkânın olduğunda da onun giyim ihtiyacını karşıla. Üçüncüsü: Sadece farzları terk etmek gibi bir sebep ve ihtiyaç olduğunda (uyarı ve terbiye amacıyla) vurabilirsin; ancak bu vurma, incitici ve ağır olmayacak şekilde olmalıdır. Yüze ise vurulmaz; çünkü yüz, azaların en değerlisi ve en görünür olanıdır. Ayrıca hassas ve narin yapılar barındırır. Dördüncüsü: Ona sövmeyin veya “Allah yüzünü çirkinleştirsin” demeyin. Onun veya vücudunun herhangi bir bölgesi için güzelliğin zıddı olan çirkin ifadesini kullanmayın. Çünkü insanın yüzünü ve vücudunu şekillendiren ve her şeyin yaradılışını güzel kılan Yüce Allah’tır. Yaratılışı eleştirmek, -Allah esirgesin- yaratanı eleştirmekle aynı şeydir. Beşincisi: Ona yalnızca yatağında küsün. Onu tümden bırakmayın ve başka bir eve göndermeyin. Muhtemelen bu (hüküm), karı koca arasında yaşanması alışılagelmiş olan olağan kırgınlıklar ve küsmelerle ilgilidir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Bir erkek karısını yatağına çağırır da karısı gelmez ve erkek ona dargın olarak gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lânet ederler.”
Muttefekun AleyhBu hadis; kadını, kocası cinsel ihtiyacını gidermek için çağırdığında ona icabet etmesinin gerekliliğine delalet etmektedir. Eğer bunu yapmaz ise kendisini meleklerin lanetine sunmuş olur. Buhari'deki rivayete göre kocanın bu duruma kızması ile sınırlıdır. Ancak buna razı olursa bir beis yoktur. Aynı şekilde eğer kadın kocasıyla birlikte olamıyacak kadar hastalık gibi şeri bir özrü yada yatağa gitmeye mani olacak bir özrü varsa bundada bir beis yoktur. Eğer bu kocanın hanımı üzerinde hakkı ise kadının bu çağrıya icabet etmesi farzdır. Aynı şekilde kocada hanımından böyle bir talep görürse kadının yaptığı gibi bu çağrıya icabet etmesi güzeldir. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Onlarla iyi geçinin".
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- saç ekleyene, ekletene, dövme yapan ve yaptırana lanet etmiştir.
Muttefekun aleyhNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- dört sınıf kimseye Allah Teâlâ'nın rahmetinden kovulmaları ve uzaklaştırılmaları anlamına gelen lânetle beddua etmiştir: Birincisi: Başka birinin saçını kullanarak kendi saçına veya başkasının saçına saç ekleyen kadındır. İkincisi: Başkasından, kendi saçına bir başka saçı eklemesini talep eden kadındır. Üçüncüsü: Dövme yapan kadındır. O, yüz, el veya göğüs gibi bedenin bir yerine iğne batırarak deriyi deler; ardından oraya sürme veya benzeri bir madde koyar. Bunun sonucunda izi maviye veya yeşile döner. Bunu da süslenmek ve güzelleşmek amacıyla yapar. Dördüncüsü: Kendisine dövme yapılmasını isteyen, yani dövme yaptıran kadındır. Bu ameller büyük günahlardır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim iki eşe sahip olur da onlardan birine meylederse, kıyamet günü bir yanı felçli olarak gelir.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, birden fazla hanımı olup da nafaka, barınma, giyim ve geceleme hususlarında aralarında gücü yettiğince adaletli davranmayan kimsenin; kıyamet gününde bedeninin bir yarısı eğrilmiş (yana yatmış) olarak geleceğini haber vermiştir. Bu eğrilik, tıpkı dünyadaki muamelesinde adaletten saptığı gibi, yaptığı haksızlığın (kendi cinsinden) bir cezasıdır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz ki Yüce Allah ümmetim için içinden geçirdikleri şeyleri fiilen yapmadıkları yahut dilleriyle konuşmadıkları müddetçe affetmiştir.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müslüman’ın içinden geçen kötü düşüncelerle, onları fiilen işlemedikçe veya dile getirmedikçe sorumlu tutulmayacağını haber vermektedir. Yüce Allah, bu konuda Ümmet-i Muhammed'e kolaylık sağlamış, zihinde oluşan ve kalpte gelip giden düşünceler nedeniyle onları sorumlu tutmamıştır. Ancak bu düşünceler kalpte yerleşip kesin bir inanca dönüşürse -örneğin kibir, gösteriş veya nifak gibi- ya da kişi bunları fiilen işler veya diliyle ifade ederse, o zaman bundan sorumlu olur.
Ali -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Üç gruptan kalem kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, büluğa erinceye kadar çocuktan ve aklı yerine gelinceye kadar deliden.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu üçü dışında âdemoğullarına (mükellefliğin) sorumluluğun gerekli olduğunu haber vermiştir: Küçük bir çocuk büyüyüp büluğa erene kadar. Delirip aklını kaybeden kimsenin aklı kendisine dönene kadar. Ve uyuyan kişiden uyanana kadar. Sorumluluk onlardan kaldırılmıştır ve işledikleri günahlar onlar için yazılmaz. Ancak küçük çocuk için iyilikler yazılır, deli ve uyuyan için yazılmaz. Çünkü bunlar, bilinçleri olmadığı için ibadetin geçerli olabileceği bir durumda değillerdir.
Câbir -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Hiç bir adam dul bir kadının yanında nikahlaması hariç ya da mahrem olmadan gecelemesin.''
Müslim rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir adamın kendisi için yabancı olan bir kadının yanında gecelemesini ve gece yanında kalmasını yasaklamıştır.Ve özellikle de dul kadının yanında.Çünkü onun yanına genellikle daha fazla girilir.Bakireye gelince genel olarak korunur ve erkeklerden çokça uzak durur.Çünkü o öncelikli olarak insanların yanına girme konusunda gevşek davrandıkları dul kadının yanına girmeyi yasaklarsa bakirenin yasaklanması daha önceliklidir.Bundan hanımını, soy bağı sebebiyle anne,kız ve kız kardeş gibi kendisine evlenmesi haram olan,süt emzirme sebebiyle süt annesi gibi ya da evlilik yoluyla hanımının annesi istisna edilmiştir.''Gecelemesin'' sözünden anlaşılan söylenmek istenilen şey değildir.O da yabancının yanında gündüz kalması ve halvet olmasının ve diğer şekilde caiz olacağıdır.Çünkü sahih-i Buhârî'de gece sınırlaması olmadan yasak ifadesi varid olmuştur.Lakin mahrem olan güvenilir değilse kadın ile başka bayanların olması gerekir.
Âişe -radıyallahu anhâ-'dan; rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehadet eden müslüman birisinin kanı helal olmaz. Ancak şu üç husustan birisi dolayısıyla olması müstesna:Evlendikten sonra zina eden adam; o recmedilir.Allah'a ve Rasûlüne karşı savaşa çıkan adam; o, öldürülür veya asılır ya da ülkeden sürgün edilir.Bir insanı öldüren; o da öldürdüğü kişiye karşılık öldürülür.''
Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştirHadiste "Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehadet eden müslüman birisinin kanının helal olmayacağına delil vardır.Onlardan kendilerini İslamdan dışarı çıkaracak iki şehadete ters düşecek şeylerden bir şey gözükmez.Çünkü kanun kouocu hikmetli olan Allah nefislerin korunması ve güvende olmasına önem vermiştir.Şeriatında onun için koruma ve gözetleme yapmıştır.Sonra O -Allah'a şirk koşmadan sonraki - en büyük günahı Allah Teâlâ'nın haram kıldığı nefsi öldürmek yapmıştır.Burada haram kıldı ifadesi Kelime-i Şehadet getiren bir Müslümanı öldürmek olup ancak üç şeyden birini işlerse o öldürülür:Birincisi:Allah ona evlenmeyi nasib ettiği halde zina eden.Ve şer-i bir nikahla namusunu koruduğu halde.İkincisi:Masum bir nefsi öldürmek için kast ederse ve onu düşmanca ve zalimce öldürürse.Üçüncüsü:Yol keserek,korkutarak,mallarını çalarak ve aralarında fesad çıkararak Müslümanların karşısına çıkan Allah ve Rasûlüne savaş açması.Bu kimse insanların şerrinden ve zulmünden rahata ermeleri için öldürülür,asılır ya da yaşadığı bölgeden uzaklaştırılır.