Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, aklı örten ve gideren her şeyin, ister içilerek, ister yenerek, ister burundan çekilerek ya da başka bir şekilde alınsın, sarhoş edici içki olduğunu açıklamıştır. Allah Teâlâ, sarhoş eden ve aklı gideren her şeyi, azı da çoğu da haram kılmış ve yasaklamıştır. Bu sarhoş edici maddelerin herhangi bir çeşidini içen, içmeye devam eden ve ölünceye kadar bunlardan tövbe etmeyen herkes; Cennet'te (sarhoşluk vermeyen temiz şarabı) içmekten mahrum bırakılarak Allah'ın azabına müstahak olacaktır.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah’ın kelimesi en yüce olsun diye, kâfirlere karşı cihat etmeyi ve gücün yettiği ölçüde her türlü vasıtayla onlara karşı mücadele edip gayret göstermeyi emretmiştir. Bunun kapsamına şunlar da girer: Birincisi: Onlara karşı cihad uğrunda mal harcamak; silah satın almak, mücahitlerin ihtiyaçlarını karşılamak ve benzeri harcamalarda bulunmak. İkincisi: Düşmanla karşılaşmak ve Müslümanları müdafaa etmek için ruh ve bedenle cihada gitmek. Üçüncüsü: Onları bu dine dil ile davet etmek; onlara hüccet ikame etmek, onları kınamak ve iddialarına cevap vermek.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- amellerin altı türlü, insanların da dört çeşit olduğunu haber vermiştir. Altı türlü amel şunlardır; Birincisi: Yüce Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölen kimse Cennet'e girmeyi hak eder. İkincisi: Yüce Allah'a şirk koşarak ölen kimse de Cehennem'e girip orada ebedi kalmayı hak eder. Bu ikisi gerekli olan iki husustur. Üçüncüsü: İyi niyet karşılığında alınan sevap; kim bir iyilik yapmaya niyet eder ve kalbinde hissedinceye kadar bu niyetinde samimi olursa ki Allah onun bu niyetini bilmektedir. Sonra bir sebepten dolayı bu iyiliği yapamazsa, kendisine tam bir iyilik yazılır. Dördüncüsü: İşlenen kötülük; kim bir kötülük işlerse karşılığında bir kötülük yazılır. Bu ikisi misli misline ziyade olmadan yazılır. Beşincisi: Bir iyiliğe karşılık on iyilik verilir. Bu da bir iyilik yapmaya niyet edip onun yapılmasıdır. Bu durumda o kişiye on iyilik yazılır. Altıncısı: Bir iyiliğe karşılık yedi yüz sevap verilir. Bu da bir kimse Allah yolunda bir infakta bulunursa bir iyilik karşılığında kendisine yedi yüz sevap yazılır. Bu Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'nın kuluna lütfu ve ikramıdır. İnsanlar dört kısımdır, bunlar; Birincisi: Dünyada rızkı kendisine bol verilen, dilediği gibi istediklerini elde eden kimsedir. Ancak ahirette kendisine darlık verilir ve ahirette gideceği yer Cehennem'dir. Bu kimse dünyada zengin olan kâfirdir. İkincisi: Dünyada rızkı daraltılan kimsedir. Ancak ahirette kendisine bolluk verilir ve ahirette gideceği yer Cennet'tir. Bu kimse dünyada fakir olan Mümin'dir. Üçüncüsü: Dünyada ve ahirette rızkı daraltılan kimsedir. Bu kimse dünyada fakir olan kâfirdir. Dördüncüsü: Dünyada ve ahirette rızkı bol verilen kimsedir. Bu kimse dünyada zengin olan Mümin'dir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Yüce Allah'ın meşru kıldığı ibadet ve hükümlerdeki, namazları kısaltmak ve seferde cem etmek gibi mükellef kimselere kolaylaştırdığı ruhsatların yerine getirilmesinden hoşnut olduğunu haber vermiştir. Aynı şekilde Yüce Allah emirlerinin yerine getirilmesini de sever. Çünkü ruhsatlardaki emir ile farzlardaki emir bu bakımdan aynıdır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- fazilet ve sevabı elde etmek için abdesti bozulmasa dahi her farz namaz için abdest alırdı. Bir kimsenin abdestli olduğu müddetçe aldığı abdestle birden fazla farz namaz kılması caizdir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bazen abdest aldığında azalarını bir kez yıkardı. Yüzünü -ağza ve burna su vermek buna dahildir- kollarını ve ayaklarını bir kez yıkardı. İşte bu farz olan miktardır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bazen abdest aldığında azalarını ikişer kez yıkardı. Yüzünü -ağza ve burna su vermek buna dahildir- kollarını ve ayaklarını iki kez yıkardı.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılan bir kimsenin karnında bir şey hissedip de bir şey çıkıp çıkmadığına karar veremediği durumda, yellenmenin sesini duyup ya da kokusunu almak gibi abdestini bozan olayın varlığından emin oluncaya kadar yeniden abdest almak için namazı bozmaması gerektiğini haber vermiştir. Çünkü kesin olan şüphe ile bozulmaz. Bu kimsenin abdestli olduğu kesin ve abdestini bozduğu ise şüphelidir.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aklı başında yetişkin her Müslümanın haftada bir gün yıkanmasının gerekli olduğunu haber vermiştir. Bu günde temizlenip arınmak için başını ve vücudunu yıkar. Bazı rivayetlerden de anlaşıldığı gibi bunun Cuma günü yapılması daha evladır. Perşembe günü yıkanmış olsa bile cuma günü cuma namazından önce yıkanmak müekket sünnettir. Âişe -radıyallahu anha-'nın şu sözü bunu farz olmaktan çıkarmıştır: "O gün insanlar bizzat çalışır ve o halleri ile (cumaya) giderlerdi. Onlara: Keşke yıkansaydınız denilirdi." Buhârî rivayet etmiştir. Başka bir rivayette ise: "Onların üzerinde koku vardı." Yani ter kokusu ve benzeri bir koku, bununla birlikte kendilerine sadece "Keşke yıkansaydınız" denilmiştir. Bunun dışındakilerin de yıkanması evladır.