





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hediyeleşin ki birbirinize olan sevginiz artsın.»
Buhârî el-Edebü’l-Müfred’de, Ebû Ya‘lâ ve Beyhakî de rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanları birbirleriyle hediyeleşmeye teşvik etmiş ve hediyelerin sevginin ve kalpleri bir araya getirmenin vesilelerinden biri olduğunu belirtmiştir.
Ümeyme binti Rukayka -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ensar kadınlarından bir grup kadınla birlikte, biat etmek üzere Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına geldim. Dedik ki: 'Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, ellerimiz ve ayaklarımız arasında bir iftira uydurup getirmemek (başkasına ait bir çocuğu kocalarımıza nispet etmemek) ve maruf (iyi ve meşru) olan hiçbir şeyde sana karşı gelmemek üzere sana biat ediyoruz.' Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: '(Bu saydıklarınızı) gücünüz yettiğince ve takat getirebildiğiniz ölçüde (kabul edin)' buyurdu. (Hadisi rivayet eden kadın) dedi ki: 'Biz, Allah ve Rasûlü bize bizden daha merhametlidir, dedik ve (şöyle devam ettik): Haydi ey Allah’ın Rasûlü, (elini uzat da) sana biat edelim!' Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: 'Ben kadınlarla musafaha etmem (tokalaşmam). Benim yüz kadına birden söylediğim bir söz, tek bir kadına söylediğim söz gibidir (hepiniz için geçerlidir).'
Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce rivayet etmiştirÜmeyme binti Rukayka -radıyallahu anha- şöyle rivayet etmiştir: Ensar'dan bazı kadınlarla birlikte Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, iftira atmayacaklarına ve doğru olan şeyde ona isyan etmeyeceklerine dair biat ettiler. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Yapabildiğiniz ve gücünüzün yettiği ölçüde. Biz de dedik ki: "Allah ve Rasûlü bize karşı çok daha merhametlidir. Gelin, Ey Allah'ın Rasûlü! Erkeklerin yaptığı gibi el sıkışarak size biat edelim." Bunun üzerine, -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Kadınlarla el sıkışmam ama yüz kadına verdiğim söz ve onlardan biat almam, bir kadına verdiğim sözle ve bir kadından aldığım biatle aynıdır.
Ümmü Atiyye -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kızlarından biri vefat etti. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- dışarı çıktı ve şöyle buyurdu: «Onu üç defa ya da beş defa, uygun görürseniz daha fazla, su ve sedir ağacının yapraklarıyla yıkayın. Son yıkamada kâfûr -veya kâfûr benzeri bir şey ekleyin-. İşiniz bittiğinde bana haber verin.» Ümmü Seleme dedi ki: İşimiz bittiğinde ona haber verdik. O da bize belindeki kuşağı attı ve şöyle buyurdu: «Onu bu kuşakla bağlayın.» Ümmü Seleme şöyle dedi: "Ve onun başına üç örgü yaptık."
Muttefekun aleyhNebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kızı Zeyneb vefat etmişti. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onu yıkamaya giden kadınların yanına giderek onlara şöyle dedi: Onu su ve sedir ağacı yapraklarıyla tek sayıda, gerekirse üç, beş veya daha fazla kez yıkayın. Son yıkamada biraz kâfûr serpin. İşiniz bittiğinde bana haber verin. Onu yıkamayı bitirince, Nebî -aleyhisselam-'a haber verdiler; o da vücudunun alt kısmına giydiği elbiseyi onu yıkayan kadınlara verdi ve şöyle dedi: Onu bu elbiseyle sarın ve vücuduna temas eden giysi yapın. Sonra başı üç örgü şeklinde yapıldı.
"Allah yolunda, bir gün nöbet/ribât beklemek, bir ay oruç tutmak ve gece namazı kılmaktan daha hayırlıdır. Ölürse dünyada yaptığı ameli(nin sevabı) ve (cennette) kendisine rızık verilmeye devam eder. Kabir sorgusundan da emin olur."
Müslim rivayet etmiştirAllah yolunda, Müslümanları korumak için bir gün nöbet/ribât beklemek, bir ay oruç tutmak ve gece namazı kılmaktan daha hayırlıdır. Şayet Allah yolunda cihat eden kimse ölürse dünyada yaptığı amelinin sevabı kesintisiz devam eder. Ayrıca kendisine cennette rızık verilir. Çünkü Allah yolunda ölen kimse Rabbi katında cennette diridir. Bununla birlikte kabir suali/sorgusu için iki melek gelip, sorguya çekmez. Bu ona verilen bir ikramdır. Çünkü Allah yolunda nöbet tutarken hayatını kaybetmiştir.
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ensar'dan bir kadına: «Senin bizimle beraber haccetmene engel olan şey nedir?» diye sordu.(Hadisin ravisi İbn-i Cüreyc; İbn-i Abbâs, bu kadının adını söyledi, fakat ben adını unuttum, dedi.) Kadın -Bizim su taşıyan iki devemizden başka malımız yoktur. Oğlum ile babası develerin birine binerek hacca gittiler. Bize su taşımak için yalnız bir deve bıraktılar. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Öyleyse ramazan geldiği zaman umre yap. Çünkü ramazanda yapılan umre, hacca denktir.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Veda Haccı'ndan döndüğünde, Ensar'dan hac yapmamış bir kadına şöyle dedi: Seni bizimle birlikte hac yapmaktan alıkoyan neydi? Kadın iki develeri olduğu için mazereti olduğunu söyledi, kocası ve oğlu develerden biriyle hac yaptı, diğerini kuyudan su çekmeleri için onlara bıraktı. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- o kadına ramazan ayında umre yapmanın hac sevabına eşdeğer olduğunu söyledi.
Fadâle b. Ubeyd, Selmân-ı Fârisî ve Ukbe b. Âmir el-Cuhenî -radıyallahu anhum-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre: "Allah yolunda düşmana karşı nöbet tutan kimselerin dışında bütün ölülerin amel defterleri kapanır. Murabıtların ise, iyi amelleri kıyamet gününe kadar artmaya devam eder ve bu kimseler kabir fitnesinden emindirler." diye buyrulmuştur.
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirHer ölünün, ölüm ile amelleri kesilir ve artık ona yeni sevap yazılmaz. Ancak Allah yolunda müslümanların sınırında nöbet tutan murabıtlar bundan müstesnadır. Şüphesiz ki Allah, amelinin sevabını devamlı kılarak ona ikram eder. Kabir fitnesinden güvende olur ve iki melek (Münker ve Nekir) ona soru sormaz.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Ya Rasûlallah: "Cihadı amellerin en faziletlisi olarak görüyoruz. Bizler de (kadınlar) cihat etmeyelim mi?" Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Siz kadınlar için en faziletli cihat, mebrûr hacdır.»
Buhârî rivayet etmiştirSahabeler -radıyallahu anhum- Allah yolunda cihat etmeyi ve düşmanlarla savaşmayı en güzel amel olarak görüyorlardı. Âişe -radıyallahu anhâ-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kadınların cihat etmeleri gerekip gerekmediğini sordu. Böylece Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, kadınları, en güzel cihada, yani Kur'an ve sünnete uygun, günahtan ve riyadan uzak, meşru hacca yönlendirdi.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde iken Müslümanlardan bir kişi yanına geldi, ona seslenerek şöyle dedi: Ya Rasûlallah, ben zina ettim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan yüz çevirdi. Fakat adam yüzünü çevirdiği tarafa dönerek: Ya Rasûlallah, ben zina ettim, dedi. Adam bunu dört kere tekrarladı. Fakat Rasûlullah her seferinde yüz çevirdi. Adam kendi aleyhinde dört defa sahitlik edince Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onu çağırdı ve: Sende delilik var mı? Diye sordu. Adam : Hayır cevabını verdi. O halde muhsan (evli) mısın diye sordu. Adam: Evet dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu götüründe recm edin, buyurdu. İbn Şihâb şöyle demiştir: Ebû Seleme b. Abdurrahman Cabir b. Adbullah'ı şöyle ederken işiitiğini bana haber verdi: Onu recm edenlerin arasında bende bulunuyordum. Onu Musallada recm ettik. Taşlar onun canını yakınca kaçtı. Harra bölgesinde ona yetiştik ve onu recm ettik.
Muttefekun AleyhMâiz b. Mâlik el-Eslemî -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde iken yanına geldi, ona seslenerek zina ettiğini itiraf etti. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan yüz çevirdi. Umulurki kendisi ile Allah -Teâlâ- arasında olan meselede döner de tövbe eder. Ancak kendine kızarak had cezası ile temizlenmek için kesin kararlı bir şekilde gelmişti. Bir kez daha yüzünü çevirdiği tarafa dönmesi yine zina itirafında bulunmak içindi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yine ondan yüz çevirdi. Kendi aleyhinde dört kez zina ettiğine dair şahitlik etti. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- halini ispat etmek için ona: Sende mecnunluk var mı? diye sordu. Adam : Hayır dedi. Ailesine aklının olup olmadığını sordu. Ailesi ona hayırla senada bulundu. Sonra ona evli mi yoksa bekar mı olduğunu sorduki bekar olana recim gerekli değildi. Adam Evli olduğunu haber verdi. Haddin gerekli olmadığı dokunma, öpme hususlarını sordu ki umulurki had cezası gerekli olmazdı. Ancak adam hakiki manada zina ettiğini açıkça söyledi. Bütün bunlardan sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem onun kesin olarak zina ettiğini ispat ettiğinde, had cezasını uygulamak gerekli oldu ve ashabına onunla birlikte gidip recm etmelerini emretti. Onu alarak Baki el-Gargad'a -cenaze namazının kılındığı yer- gittiler onu recm ettiler. Taşların sıcaklığını hissettiğinde kaçarak ölümden kurtulmak istedi. Çünkü beşerin nefsi buna tahammul edemezdi. Bundan dolayı kaçtı. Harra denilen bölgede ona yetiştiler ve öldürene kadar onu taşladılar. Allah ona rahmet etsin ve ondan razı olsun.
İbni Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah -Azze ve Celle- Kıyamet Günü gelmiş geçmiş bütün insanları bir araya toplayacaktır. Her hain için (ihanetini teşhir eden) bir sancak dikilir ve: 'İşte bu, falan oğlu falanın ihanetidir!' denilir.»
Muttefekun aleyhNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle haber vermiştir: Allah Teâlâ Kıyamet Günü'nde hesaba çekmek üzere öncekileri ve sonrakileri topladığında, Allah'a veya insanlara verdiği söze vefasızlık eden her hain için, hainliği sebebiyle rezil olacağı bir alamet (işaret) diker. Ve o gün kendisine şöyle seslenilir: Mahşer halkının huzurunda yaptığı kötü davranışı (kötülüğünü) ortaya çıkarmak/ifşa etmek için: 'Bu, falan oğlu falanın ihanetidir!' (denilir).