





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Katâde -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz idrarını yaparken zekerini (erkeklik organını) sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin ve (bir şey içerken) kabın içine solumasın.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bazı adap kurallarını şöyle açıklamıştır: Erkeğin idrar yaparken sağ eliyle penisini tutmasını, sağ eliyle penis veya makattaki pisliği izale etmesini yasaklamıştır. Çünkü sağ el güzel işler için kullanılır. Ayrıca bir insanın bir şeyler içerken içtiği kabın içine solumasını da yasaklamıştır.
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Doğruluklarında ve dinlerinde şüphe olmayan kimseler -benim nazarımda Ömer, onların içinde en doğru olanıdır- bana şöyle haber verdiler: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar ve ikindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladı. Ebû Said el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Güneş (doğduktan sonra bir mızrak boyu) yükselinceye kadar sabah namazından sonra namaz yoktur (kılınmaz). Güneş batıncaya kadar ikindi namazından sonra namaz yoktur (kılınmaz).»
Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu iki hadiste, sabah namazından sonra güneş doğup, ufukta bir mızrak boyu kadar yükseldiği gözle görülene kadar namaz kılmayı yasaklamıştır. Bu birkaç dakika ile takdir edilir. Alimlerin görüşleri 5 ile 15 dakika arasında sınırlandırdıkları görülmektedir. Aynı zamanda güneş batana kadar da ikindi namazından sonra namaz kılmayı yasaklamıştır. Yani akşam ezanından bir kaç dakika öncesine kadardır. Çünkü bu iki vakitte kılınan namazda güneşin doğuşu ve batışı esnasında ona ibadet eden müşriklere benzeme vardır. Şüphesiz ki onların ibadetlerine benzemekten men edilmişizdir. Çünkü kim bir kavme benzerse o, onlardandır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Başını imamdan önce kaldıran kimse; Allah’ın, onun başını eşek başına ya da suretini eşek suretine çevirmesinden korkmaz mı? Ya da korkmuyor mu?»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- imamdan önce başını kaldıran kimse hakkında, Allah Teâlâ'nın onun başını eşek başına ya da suretini eşek suretine çevireceği yönündeki şiddetli tehdidi açıklamaktadır.
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi. Rükûa eğilmek istediğinde yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve rükûdan başını kaldırdığı zaman yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve «Semiallahu limen hamideh Rabbenâ leke'I-hamd» (Allah, kendisine hamt eden kuluna icabet etti. Rabbimiz, hamt sanadır.) derdi. Bunu (yani ellerini tekbir ile kaldırma işini) secdeye gideceği zaman yapmazdı.
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılarken ellerini omuzu hizasına veya omuzuna kadar üç yerde kaldırırdı. O da omuz kemiği ve pazunun birleştiği yerdir. Birinci yer: Namaza başladığında başlangıç tekbiri getirdiği zaman. İkincisi: Rükûa gitmek için “Allahu Ekber” derken. Üçüncüsü: Rükûdan başını kaldırıp: ''Semiallahu limen hamideh Rabbenâ leke'I-hamd'' (Allah, kendisine hamt eden kuluna icabet etti. Rabbimiz, hamt sanadır.) dediği zaman. Secdeye başlarken ve secdeden kalkarken ellerini kaldırmazdı.
İbn Mesûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, avucum onun avuçlarının içinde olduğu halde, Kur'an'dan sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti: «Et-tahıyyâtü lillâhi vessalevâtu vettayyibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh, Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluhu.» Buhârî ve Müslim'in başka bir lafzında: «Allah selâmın kendisidir, sizden birisi namazda oturduğu zaman şöyle söylesin: Et-tahıyyâtü lillâhi vessalevâtu vettayyibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh, Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Bunu söylediğinde gökyüzü ve yerdeki bütün salih kullara selam vermiş olursun. Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluhu. Sonra dilediği gibi dua eder.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda okunan teşehhüdü İbn Mesûd -radıyallahu anh-'a öğretmiştir. İbn Mesûd -radıyallahu anh-'ın dikkatini çekmek için elini avuçlarının içine almıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kur'an'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretmesi bu duaya hem söz hem de anlam olarak önem verdiğini göstermektedir. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurmuştur: "Et-tahıyyâtü lillâhi": Tazim içeren bütün söz ve fiiller bu kapsama girmektedir. Bütün bu tazimler Allah -Azze ve Celle-'nin hakkıdır. "es-salevâtu": Farzları ve nafileleri ile bütün namazlar Allah Teâlâ'ya aittir. "et-tayyibâtu": Mükemmelliği ifade eden güzel söz, fiil ve özelliklerdir. Bütün bunlar Allah Teâlâ'nın hakkıdır. "Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh": Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in her türlü musibet ve zarardan selamette olması, her türlü hayrın onun için artması ve bereketlenmesi için niyazda bulunmaktır. "Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn": Namaz kılan, yerlerde ve gökte bulunan bütün salih kullar için selamette olmalarını niyaz etmektir. "Eşhedu en lâ ilâhe illallâh": Allah'tan başka hak ilah olmadığını kesin bir şekilde ikrar ve kabul ediyorum. "ve enne Muhammeden abduhu ve rasûluhu": Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kulluğunu ve son peygamber olduğunu ikrar ve kabul ediyorum. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kılan kimsenin dilediği duayı etmesi için teşvik etmiştir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Kabir azabından, Cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal'in şerrinden sana sığınırım.» Müslim'deki rivayette: «Sizden biriniz, son teşehhüdün sonunda dört şeyden Allah'a sığınsın: Cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal'in şerrinden.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda son oturuşta teşehhüdü okuduktan sonra selam vermeden önce dört şeyden Yüce Allah'a sığınır ve bizlere de bunlardan Allah'a sığınmamızı emretmiştir. Birincisi: Kabir azabıdır. İkincisi: Kıyamet günündeki Cehennem ateşidir. Üçüncüsü: Dünyanın haram kılınan şehvetleri ve sapkın şüpheleri gibi hayatın fitnesi, ölüm döşeği, İslam'dan veya sünnetten sapmak, iki meleğin kabirde soracağı sorular gibi ölümün fitnesidir. Dördüncüsü: Ahir zamanda çıkacak olan Mesih Deccal'in fitnesidir. Yüce Allah kullarını bununla imtihan edecektir. Fitnesi ve saptırmasının büyüklüğünden dolayı özel olarak zikredilmiştir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başladığında tekbir ve kıraat arasında kısa bir süre sükût ederdi. Dedim ki: Ey Allah’ın Rasûlü! Anam babam sana feda olsun, tekbir ile kıraat arasındaki sükût etmenizde ne okuyorsunuz? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu duayı okuyorum, dedi: «Allahumme bâid beynî ve beyne hatâyâye kemâ bâadte beyne’l-meşrikı ve’l-mağribi. Allâhumme nakkinî min hatâyâye kemâ yunakka’s-sevbu’l-ebyadu mine’d-denes. Allâhumme’ğsilnî min hatâyâye bi’s-selci ve’l-mâi ve’l-beradi.» (Allah'ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle. Allah'ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle)».
Muttefekun aleyhPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlarken “Allahu Ekber” dediğinde, Fatiha Suresi'ni okumadan önce hafifçe durur ve bazı dualarla namaza başlardı. Sünnette gelen dualar arasında şu dua da vardır: «Allah'ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle. Allah'ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle).» Doğu ile batının buluşmasının imkânsız olduğu gibi, kendisiyle de günahlarının asla buluşmanın mümkün olmayacağı bir şekilde, günahlara düşmemesi, kendisini günahlarından uzaklaştırması için Allah -Azze ve Celle-'e dua etmektedir. Şayet günaha girmişse beyaz elbisenin kiri giderildiği gibi kendisini günahtan arındırmasını ve günahları silmesini, onu bu üç soğuk temizleyici su, kar ve dolu ile yıkayarak günahlarından temizlemesini, Cehennem'in alevini ve yakıcı sıcaklığını soğutmasını niyaz etmektedir.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Secdede mu'tedil olun. Sizden biriniz kollarını, köpeğin dirseklerini yere yaydığı gibi yaymasın.»
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- secdede itidalli olmayı emretmiştir. Böylece namaz kılan kimse secdede güzel bir görünümde olur. Ellerini yere koyar dirseklerini kaldırarak yan tarafından uzak tutar. Çünkü bu hal, enerjik olmanın ve namazı isteyenlerin göstergesidir. Çünkü bu görünüm secde azalarının yerleşip ibadetten haz almasını sağlar. Secdede kolların yayılması yasaklanmıştır. Çünkü bu haraket; tembelliğin ve bıkkınlığın göstergesidir. Aynı zamanda köpeğe benzeme vardır. Bu da güzel olmayan bir benzemedir.
Mesleme Saîd b. Yezîd şöyle demiştir: Ben Enes b. Malik -radıyallahu anh-’a: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ayakkabıları ayağında iken namaz kılar mıydı? diye sordum. Enes -radıyallahu anh-: “Evet!”, cevabını verdi.
Buhârî rivayet etmiştirŞeriatın maksatlarından biri de ehli kitaba muhalefet etmek, içinde müslümanın üzerine zorluk ve meşakkat olan her şeyin ortadan kladırılmasıdır. Tabiinin güvenilirlerinden olan Saîd b. Yezîd -rahimehullah-, Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'a kendisine de örnek olması için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ayakkabıları ayağındayken namaz kılıp kılmadığını sordu. Yahut da bunun genellikle ayakkabılarda necaset ve pislik olması sebebiyle uzak bir davranış olduğunu düşünmüştü. Enes -radıyallahu anh- ona cevap verdi ve "Evet, ayakkabıları ayağındayken namaz kılardı." dedi. Bu da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in temiz olan sünnetindendir. Bu davranış bir yere yahut da zamana özel bir uygulama değildir.