





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Urve –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre dedi ki: Mervan b. el-Hakem’in yanına girdim. Abdest ne sebebiyle alınır konusunu zikrettik, Mervan dedi ki: Cinsel organa dokunmaktan olur. Urve dedi ki: Ben bunu bilmiyorum. Mervan da dedi ki: Bana Büsre Binti Safvan –radıyallahu anhâ- haber verdi ki o Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işitti: «Kim cinsel organına dokunursa abdest alsın.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştirHadisin manası: Urve –radıyallahu anh- şöyle haber veriyor: Medine’nin valisi iken Mervan İbn El-Hakem’in yanına girdi. "Abdest ne sebebiyle alınır konusunu zikrettik." Yani yapıldığı zaman abdesti bozan şeyleri araştırarak müzakere ettik. Mervan dedi ki: ‘’Cinsel organa dokunmaktan’’ yani erkeklik organına dokunarak abdestin bozulmasıdır. Urve dedi ki: ‘’Ben bunu bilemedim’’, yani delil bilmiyorum. Benim bu konuda Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’den bir bilgim yoktur. Mervan dedi ki: Bana Büsre Binti Safvan –radıyallahu anhâ- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in «Kim erkeklik organına dokunursa abdest alsın.» buyurduğunu anlattı. Tirmizî’nin rivayetinde «Abdest almadan namaz kılmasın.» Bu rivayet erkeklik organına dokunmanın abdesti bozduğuna delildir. İsteyerek ya da istemeyerek dokunsun ya da şehvetle olsun, şehvetsiz olsun fark etmez bozduğuna delildir. Ancak direk dokunursa yani arada bir şey olmadan bozar. Eğer arada bir şey varsa dokunması hakiki dokunma olmadığından dolayı bir etki etmez (abdesti bozmaz). Çünkü dokunmak bir uzvun başka bir uzva direk dokunmasıdır. Nesâî’nin ve diğerlerinin rivayeti buna delildir: «Eğer sizden biriniz arada herhangi bir engel veya örtü olmadan fercine dokunursa abdest alsın.» Subulû's-Selam (1/97), Fethu Zi'l-Celali ve'l-İkram : (1/260-261), Tevdihu’l-Ahkâm: ( 1/298).
Cabir b. Semure -radıyallahu anh- şöyle demiştir: “Bir kimse, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e koyun eti yedikten sonra abdest alayım mı? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Dilersen abdest al, dilersen abdest alma!» dedi. O kimse: Deve eti yedikten sonra abdest alayım mı? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet, deve eti yedikten sonra abdest al!» buyurdu. O şahıs: Koyun ağıllarında namaz kılabilir miyim? dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet!» dedi. O kimse: Develerin istirahat yerinde namaz kılabilir miyim? dediğinde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Hayır!» dedi.”
Müslim rivayet etmiştirHadisin Manası: "Koyun eti yedikten sonra abdest alayım mı? " Sahabi, namaz kılmak istediğinde ya da taharet şartı olan şeylerde koyun eti yedikten sonra abdest gerekir mi? diye soru sormuştur. «Dilersen abdest al, dilersen abdest alma!» Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest alıp almama hususunda ona seçme hakkı vermiştir. Her ikisi de caizdir. "Deve eti yedikten sonra abdest alayım mı?" Yani; namaz kılmak istediğinde ya da taharet şartı olan şeylerde deve eti yedikten sonra abdest almak gerekir mi? «Evet, deve eti yedikten sonra abdest al!» Yani; az dahi yenmiş olsa deve eti yedikten sonra abdest alman gerkir. Ancak devenin sütü ve etinin suyundan dolayı abdest gerekmez. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Uraniyyin kabilesinden gelenlere devenin sütünü içmeyi emrettikten sonra abdest almalarını emretmemiştir. Açıklamayı ihtiyaç anından geçiktirmek caiz değildir. "Koyun ağıllarında namaz kılabilir miyim?" Yani; koyunların kaldığı yerde namaz kılmak caiz midir? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet!» dedi. Yani; korkunun olmadığı o mekanlarda namaz kılman caizdir. "Develerin istirahat yerinde namaz kılabilir miyim?" Yani; develerin kalıp çöktükleri yerde namaz kılmam caiz olur mu? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Hayır!» dedi. Yani; orada namaz kılma; çünkü oradan çıkmak için bir güven yoktur. Namaz kılan kimseye darbe alma ve benzeri zararlar isabet edebilir. Bu mana koyunlarda sakinlik olduğu için güven ortamı olduğunu gösterir. Aynı zamanda onlardan kaçma isteği az ve eziyetleri de yoktur. Subulu's-Selâm (1/99) Fethu Zi'l-Celâli ve'l-İkrâm (1/264), Tavdihu'l Ahkâm (304, 305), Teshilu'l İlmâm ( 1/192, 195)
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Kim bir ölü yıkarsa gusletsin; kim de onu taşırsa abdest alsın!"
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirBu hadisin ilk cümlesi ister ölü, büyük yada küçük, erkek yada kadın olsun ölüyü eliyle, bir eldiven veya bez parçasıyla yıkayan kimsenin cunupluktan gusul alır gibi gusül almasının müstehap olduğunu ifade etmektedir. İkinci cümlede ise ölüyü taşıyan kimsenin abdest almasının emredildiği ifade etmektedir. Buradaki abdest alma ibaresi ellerin yıkanması yada Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emri cenazeyi taşımak isteyen kimsenin cenaze namazında hazır olması olarak tefsir edilmiştir. İlim ehlinden hiç bir kimse ölüyü taşıyan kimsenin abdest almasının vacip olduğunu söylemediği için bu hadis zahirine hamledilmez.
Aişe -radıyallahu anha- anlatıyor: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki; «Humma/Sıtma hastalığı cehennem ateşinin kaynaması olduğu için derhal su ile söndürün.»
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- humma/sıtma hastalığının cehennem ateşinin aşırı sıcaklığından olduğunu haber vermekte, hastanın ateşlenme sebebinin de bu şiddetli sıcak olduğunu bildirmektedir. Hastanın ateşinin ortadan kalkması için de su kullanılmasını tavsiye etmektedir.
Ukbe b. Amir -radıyallahu anh-'tan rivayet olunduğuna göre; "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Uhut şehidleri üzerine kabre konmalarından sekiz sene sonra ölülere ve dirilere veda eder gibi namaz kıldı.Sonra da minbere çıktı.Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, aradan sekiz yıl geçtikten sonra bir gün Uhud şehidlerini ziyarete gitti. Yaşayanlara ve ölenlere vedâ eder gibi onlara dua etti. Sonra (konuşmak üzere) minbere çıktı ve şunları söyledi: Ben âhirete sizden önce gideceğim ve sizin için hazırlık yapacağım; sizin Allah yolundaki hizmetlerinize şâhitlik edeceğim. Buluşma yerimiz Kevser havuzunun yanıdır. Ben şu bulunduğum yerden Kevser havuzunu görmekteyim. Ben sizin Allah’a şirk koşmanızdan korkmuyorum. Ama dünya hırsıyla birbirinizle didişip çekişmenizden korkuyorum.''Ukbe sözüne şöyle devam etti: Bu benim Rasûlullah’ı son görüşüm oldu."Başka bir rivayette:''Ancak ben sizin dünya için birbirinizle didişmenizden korkarım.Sizden öncekilerin birbirleriyle savaşıp öldükleri gibi savaşıp ölmenizdenkorkarım.''Ukbe dedi ki:Bu benim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i minber üzerinde son görüşüm oldu.Başka bir rivayette:Şöyle buyurdu:''Ben sizn önünüzde gidiyorum.Size şahitlik ediyorum.Allah'a yemin ederim ki ben şimdi Kevser havzuma bakıyorum.Bana yeryüzünün hazinelerinin ya da yeryüzünün anahtarları verildi.Muhakkak ki ve Allah'a yemin olsun benden sonra şirk koşmanızdan korkmuyorum.Ancak dünya için didişmenizden korkuyorum.
Muttefekun Aleyh"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Uhut şehidleri üzerine kabre konmalarından sekiz sene sonra ölülere ve dirilere veda eder gibi namaz kıldı.Sonra da minbere çıktı.Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, aradan sekiz yıl geçtikten sonra bir gün Uhud şehidlerini ziyarete gitti. Yaşayanlara ve ölenlere vedâ eder gibi onlara dua etti. Sonra (konuşmak üzere) minbere çıktı ve şunları söyledi:Ben âhirete sizden önce gideceğini ve onlar için hazırlık yapacağını,onlar için Allah yolundaki hizmetlerine şâhitlik edeceğini.Ümmetinin yeryüzünün hazinelerine sahip olacağını haber verdi.Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetinin şirke düşmesinden korkmadığını ancak insanların hızlıca gittiği başka bir şeyden o da dünya'nın ümmetine açılmasından dünya için yarışmalarında,savaşmalarından ve onlar öncekileri helak ettiği gibi onlarıda helak etmesinden korkuyor.Ukbe radıyallahu anh- o görmesinin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i minber üzerinde görüşünğn son görüşü olduğunu söylüyor.
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Kim ilk darbede bir kertenkele öldürürse ona şöyle şöyle sevap vardır. Kim onu ikinci vuruşta öldürürse ona da birinciden daha az olmak üzere şu kadar sevap vardır, eğer onu üçüncü vuruşta öldürürse ona da ikincisinden az olmak üzere şöyle şöyle sevap vardır." Başka bir rivayette de: Birinci darbede kertenkele öldürene yüz sevap yazılır, ikincisinde bundan daha az, üçüncüsünde de bundan daha az (sevap yazılır)"
Müslim rivayet etmiştirNebi –sallallahu aleyhi ve sellem- kertenkele öldürmeye teşvik etmiştir. Kim ilk vuruşta öldürürse ona yüz sevap yazılacağını haber vermiştir. Kim ikinci vuruşta öldürürse ona birinciden daha az sevap vardır. Eğer onu üçüncü vuruşta öldürürse ona da ikincisinden daha az sevap vardır.
Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Biz bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp onları rahatlatmadan namaza durmazdık."
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirEnes -radıyallahu anh- sahabe -radıyallahu anhum-'un yolculuğa çıktıkları zaman sonra da dinlenmek ve benzer sebeple bir yerde konaklarında yahutta gidecekleri yöne ulaştıklarında -namaz kılma konusunda gayretlerine rağmen- yolcuların eşyalarını taşıyan hayvanları rahatlatmadan nafile namaz kılmak konusunda acele etmediklerini haber veriyor.Bu işide onların üzerindeki zorluğu hafifletmek ve onlara olan merhametlerinden dolayı eşyaları o hayvanların üzerlerinden çabuk bir şekilde indirerek yaparlardı.
Ebü’l–Esved’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Medine’ye gelmiş Ömer b. el-Hattâb -radıyallahua anh-’ın yanında oturuyordum. Yanımızdan bir tabut geçti. İçindeki hayırla anıldı. Bunun üzerine Ömer; “kesinleşti” dedi. Sonra bir başka tabut daha geçti, onun içindeki de hayırla anıldı. Ömer yine “kesinleşti” dedi. Daha sonra üçüncü bir tabut geçti, onun içindeki kötülükle anıldı. Ömer yine; “kesinleşti” dedi. Bu defa ben kendisine: Ne kesinleşti, ey müminlerin emiri? Dedim. Ömer şöyle cevap verdi: Ben, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in buyurduğu gibi söyledim. O: “Herhangi bir Müslüman hakkında dört kimse hayırla şahitlik ederse, Allah onu cennetine kor” buyurmuştu. Biz kendisine: Peki üç kişi şehâdet ederse? Dedik.“Üç kişi şehâdet ederse de aynıdır” buyurdu. Biz; Ya iki kişi şahitlik ederse? Dedik. İki kişi de şahitlik etse yine aynıdır” buyurdu.Sonra da biz bir kişiden sormadık.
Buhârî rivayet etmiştirÖmer b. el-Hattâb -radıyallahu anh- beraberinde bazı insanlar varken yanından bir tabut geçti. İçindeki hayırla ve salih olmakla anıldı. Bunun üzerine Ömer; onun için bu sabit oldu dedi. Sonra bir başka tabut daha geçti, onun içindeki de birinci cenazede olduğu gibi hayırla ve salih olmakla anıldı. Ömer yine “kesinleşti” dedi. Daha sonra üçüncü bir tabut geçti, onun içindeki kötü haliyle anıldı. Ömer yine; sabit oldu dedi.Ebu'l-Esved -radıyallahu anh- için bunu anlamak zor oldu.Bunun manasının açıklanmasını öğrenmek istedi.Ömer -radıyallahu anh- dedi ki:Ben Nebî -sallallahu aleyhi ve sellme-'in buyurduğu gibi dedim.Hangi müslümana hayır ve salah ehlinden dört kişi şahitlik ederse şüphesiz ki o hayır ve salah ehlindendir.Onun için cennet sabit olur.Ashab bunu Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işitince onun için üç kişi hayırla şahitlik eder?Dedi ki:Böyle eğer üç kişi onun için hayırla şahitlik ederse onun için cennet kesinleşir.Ashab dedi ki:Onun için iki kişi şahitlik ederse,o cennet ehlinden olur mu?Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- cenaze için iki kişi şahitlik ederse onun için de cennet kesinleşir buyurdu.Ona cenaze için insanlardan bir kişi hayırla şahitlik ederse cennete girer mi diye sormadık.
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve: Ey Allah’ın Rasûlü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor. Biz kadınlara da bir gün ayır, o gün toplanalım, Allah’ın sana öğrettiklerinden bize de öğret!” dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:''Peki şu gün şurada toplanınız!'' buyurdu. Kadınlar toplandılar. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğretti. Sonra onlara:''Sizden (henüz ergenlik çağına gelmemiş) üç çocuğunu âhirete gönderen her kadın için bu çocuklar cehenneme karşı mutlaka siper olur” buyurdu. İçlerinden bir kadın: Bu durum iki çocuk gönderenler için de geçerli midir?'' dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Evet, iki çocuk gönderen için de durum aynıdır'' cevabını verdi.
Muttefekun AleyhBir kadın Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip erkeklerin bizim de olması gereken bütün vaktini alıyorlar dedi.Günün diğer vakitlerinde sürekli seninle olmaları sebebiyle seninle karşılaşacağımız ve dinimiz hakkında soru soracağımız bir vakit bulamıyoruz.Kadınlar topluluğu için özel bir gün belirle ki seninle görüşelim ve bize dini işlerimizi öğret.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in özellikle ayırdğı bir günde kadınlar toplandılar.Onlara gitti ve ona Allah Teâlâ'nın öğrettiği ve kadınların ihtiyaçları olan ilmi onlara öğretti.Sonra da onları içlerinden bir kadının erkek olsun kız olsun üç çocuğu ölürse,onları sabırlı ecrini Allah'tan bekler bir şekilde ahirete gönderir ise günahları sebebiyle ateşe girmesi gerekli olsa bile başına gelen bu musibet onu koruyacaktır.Bir kadın iki çocuk gönderenler için de üç çocuğu ölen gibi geçerli midir?''Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Evet, iki çocuk gönderenin ecri de üç çocuk göndereninecri gibidir'' cevabını verdi.