Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Bu hadisi şerif namaz kılarken yılan ve akrebin öldürülmesinin caiz olduğunu açıklıyor.Çünkü bu konuda emir gelmiş o da öldürme hareketi sınırlı olup namazı bozmamaktadır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest alıp mestlerini giyen yolcu için üç gün üç gece, mukim (yolcu olmayan) kimse için de bir gün bir gece mestler üzerine mesh etme izni vermiştir. Ebu Bekra -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den “yolcuya ruhsat verdi” sözünü rivayet etmiştir. Yani mestlerinin üzerine mesh etmek için. “Üç gün üç gece ve mukim için bir gün bir gece” Burada yolcu için mestler üzerine mesh etmek süresi üç gün, mukim için ise bir gündür. Bu hadiste belirlenmiş süre, ondan fazla sahabeden rivayet edilmiştir. Yolcuya sürenin uzun tutulmasının sebebi; mukimden ruhsatı kullanma hususunda daha hak sahibi ve seferin meşakkatinden dolayıdır. Meshin müddeti, abdest bozulup yeniden abdest alırken üzerine mesh edildiğinde başlar. “Abdest alıp mestleri giydiğinde” Yolcu ve mukim olan herkes abdest alıp mestleri giyerse demektir. el-huffu/mest kabeyn/aşık kemiklerini örten deriden bir ayakkabıdır, çorap ise kişinin soğuktan korunmak için kıl, yün, pamuklu kumaş, kalın ya da ince deriden aşık kemiklerine kadar sardığı sargıdır. Hadisteki bu cümlenin manası: Mestlerin giyilmesi abdest alındıktan sonradır. Taharet üzerine giyilme şartı vardır. Abdesti ile mestleri giymesi arasında zaman geçse dahi abdestli olduğu sürece fark etmez. “o ikisi üzerine mesh eder” mesh etmek; rivayetlerde geldiği gibi içine ve altına sürmeden, ıslak olan eli mestlerin üzerine sürmektir.
Talha b. Ubeydullah -radıyallahu anh- namaz kılarlarken hayvanların önlerinden geçtiğini haber veriyor.Bunu Rasûlullah’a -sallallahu aleyhi ve sellem-'e zikrettiler.Onlara namaz kılan kişinin önünde semerin arka kaşı gibi bir şey olursa, onun önünden geçmelerinin zarar vermeyeceğini haber verdi.Sütrenin faydalarından biri namazın korunması,himaye edilmesi,eksiltecek şeylerden uzak durulması,önünden geçecek kişiden günahın def edilmesi ve ona zor gelecek ve yaralayacak şeye sebebiyet vermemesidir.
Bu hadisi şerif namaz kılan kişinin önüne sütre koymasının sünnet olduğunu açıklıyor.Sütre namaz kılan kişinin önüne diktiği her şey ile olabilir.Kısa ve ok gibi ince olsa bile bunda şeriatın kolaylığının ve genişliğinin göstergelerinden bir gösterge vardır.
Namaz kılan kişi namaz kılmak için kalktığı zaman önüne sütre koyar.Onun boyutu da deve semerinin arka kaşı kadar olur.O da önünde üçte bir arşın kadardır.Eğer böyle yapmazsa şu üç şeyden biri namazını bozar:Kadın,Ebû Dâvud'un rivayetinde buluğa ermiş kadın ifadesi ile kısıtlanmıştır.Eşek ve siyah köpek.Eğer önüne sütre koyarsa ve sütrenin arkasından bu üç şeyden birinin geçmesi ona zarar vermez.Hadisi rivayet eden Abdullah b. Sâmit dedi ki:"Ya Eba Zerr! Siyah köpeğin kırmızı köpekten, sarı köpekten farkı nedir ki?" dedim.Yani namazı bozma konusunda diğer köpeklere göre neden sadece bu köpek ayrıldı? "Ey kardeşimin oğlu! Bunu, senin bana sorduğun gibi bende Rasûlullah'dan sordum:" "Siyah köpek şeytandır", buyurdu, dedi.Namazı kesmekten kasıt namazın batıl olmasıdır.Ve bunun ile Daimi Fetva Kurulu fetva vermiştir.Bazı ilim adamları da namazın huşusunun ve tam olmasının kesileceği,namazın fasit olmayıp batıl olmayacağı görüşündedirler.
Hadis-i şerif, Âişe -radıyallahu anha-'nın namaz kılan kimsenin namaz kıldığı esnada elini beline koymasını kerih gördüğünü açıklamakta ve bunun sebebinin Yahudiler'in böyle yapmaları olduğunu beyan etmektedir.
Namaz kılan kimsenin zihninin namaz kıldığı esnada yemek ile meşgul olmaması için yemek hazır iken namaz kılmadan önce yemeğe başlayın. Hatta bu namaz, akşam namazı gibi vakti kısa ve sınırlı olan bir namaz olsa dahi. Ebû Derdâ -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir kimsenin kalbinin (onu namazda meşgul edecek olan şeylerden arınmış bir şekilde) boş olarak namazına yönelmesi için ihtiyacını gidermeğe yönelmesi o kimsenin fıkhındandır. Buhâri bunu Ebû Derdâ'dan muallak olarak rivayet etmiştir.
Âişe -radıyallahu anha- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e namazda başı sağa sola çevirmenin namaza zarar verip tesir eder mi? diye sordu. Nebi -aleyhisselam-, ona bu şeyin, kulun namazından bir miktarını şeytanın hızlı ve gizli bir şekilde namaza halel getirmek ve sevabını eksiltmek için kapıp aşırması olduğunu zikretti. el-Muğnî, Keşşâfu'l-Kınâ', Subulû's-Selâm, Tevdîhu'l-Ahkâm,Teshîlu'l-İlmâm, Minhatu'l-Allâm.
Ebû Cehm, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e üzerinde nakışların ve renklerin olduğu bir elbise hediye etti.Hediye edenin hatırını kırmamak için kendisine verilen hediyeyi kabul etmek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel ahlâkından idi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hediyeyi kabul etti ve bu elbiseyle namaz kıldı. Elbisenin nakışlı ve renkli olması, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i namazda tam bir huzuru yakalamaktan alıkoydu. Çizgilerle bezenmiş olan bu elbiseyi kendisine hediye eden Ebû Cehm'e geri vermelerini emretti. Hediyenin geri verilme sebebiyle Ebû Cehm'in kalbinde bir şey olmasın, kalbi mutmain olsun diye ona Ebû Cehm'in renksiz ve nakışsız olan elbisesini getirmelerini emretti.