





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Enes b. Sîrîn şöyle dedi: Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'ile Şam bölgesinden gelirken Aynu't-Temr denilen yerde karşılaştık. Eşeğin üzerinde kıble dışında bir yere yüzü dönük -kıblenin soluna- olarak namaz kılıyordu. Sonra kendisine dedim ki: "Sen kıble dışında bir başka yöne doğru namaz kılıyorsun!" Şöyle cevap verdi: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in böyle yaptığını görmeseydim, ben de yapmazdım."
Muttefekun AleyhEnes b. Mâlik Şam'a gidiyordu. Kıymetinin büyük ve ilminin çok olmasından dolayı Şam halkı onu karşıladı. Ravi -onu karşılayanlardan birisi- Enes'i, eşeğin üzerinde kıbleyi soluna almış bir şekilde namaz kılardan gördüğünü zikretmiştir. Bunun nedenini ona sorduğunda O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i böyle yaparken gördüğünü haber vermiştir. Şüphesiz ki böyle yaptığını görmeseydi yapmazdı.
Aişe -radıyallahu anha-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre; Ümmü Habibe yedi sene istihâze oldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bunu sorduğunda kendisine yıkanmasını emretti. Âişe şöyle dedi: "Bunun üzerine Ümmü Habibe -radıyallahu anhâ- her namaz için yıkanırdı."
Muttefekun AleyhÜmmü Habibe istihâzeden dolayı yıkanmanın gerekli olup olmadığını Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorduğunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ona yıkanmasını emretmiş ve o da her namaz için yıkanmıştır. Ümmü Habîbe -radıyallahu anhâ- yedi sene ishihâze görmüştür.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Sakın sizden biri, durgun suya idrar yapıp sonra da o suda yıkanmasın!" Başka bir rivayette: "Sizden biriniz cünüp iken durgun suda yıkanmasın!" şeklindedir.
Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- akmayan durgun suya idrar yapmayı yasaklamıştır. Çünkü bu durum suyun necasetle kirlenmesine ve idrarın taşıdığı hastalıkların suyu kullanan herkese zarar vermesine yol açar. Hatta suya idrarını yapan kimsenin kendisi orada yıkanıp bu suyu kullanabilir. Nasıl olur da daha sonra temizlenmek için yıkanacağı suya bevledebilir. Aynı zamanda cünüp olan kimsenin durgun suda yıkanmasını yasaklamıştır. Çünkü bu durum suyun pis ve necis olan şeylerle kirlenmesine sebebiyet verir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyyetimi tutunuz. Zira kadın kısmı kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri yeri üst tarafıdır. Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan, yine eğri kalır. Öyleyse kadınlar hakkındaki tavsiyemi tutunuz.» Bir rivayette: «Kadın kaburga kemiği gibidir. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin.» Başka bir rivayette: «Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Hep seni hoşnut edecek şekilde davranamaz. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin. Şayet doğrultayım dersen kırarsın. Kadının kırılması da boşanmasıdır.»
Müslim rivayet etmiştir - Her iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dirEbû Hureyre -radıyallahu anh- kadınlarla geçinme hakkında haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- dedi ki: Size tavsiyede bulunacağım bu vasiyyeti kabul edin. Bu tavsiye; sizin, kadınlara iyi muamele yapmanızdır. Çünkü kadınlar akılda, dinde, düşüncede ve işlerinin çoğunda eksiktirler. Muhakkak ki onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Adem -aleyhissalatu vesselam- Allah, onu babasız ve annesiz yaratmıştır. Onu topraktan yaratıp ona ol demiş, o da hemen olmuştur. Allah Teâlâ, ondan insanı yaratıp çıkartmak istediği zaman hanımını ondan yaratmıştır. Onu Adem'in eğri olan kaburgasından yaratmıştır. Böylece kadın eğri kaburgadan yaratılmıştır. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin. Şayet doğrultayım dersen kırarsın. Bir insan kadından faydalanmak isterse ondan bu eğrilikle beraber faydalanır. İnsan elde olana razı olur. Onun düzelmesini istesen dahi düzelemeyecektir. Buna da imkanı olmayacaktır. Kadın dininde doğru yolda olursa bile tabiatının gerektirdiği şeyde düzgün olmayacaktır. Her şeyde eşinin, istediği gibi olmayacaktır. Mutlaka terslik olacaktır. Mutlaka kendisindeki eksiklikle beraber kusur olacaktır. Şayet onu doğrultayım dersen kırarsın. Onu kırmakta boşamaktır. Bunun manası senin istediğin şekilde düzgün olması mümkün değildir. O zaman da ondan ümidini kesersin ve boşarsın.
İmrân b. Husayn -radıyallahu anh-'dan rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cemaatle beraber namaz kılmayıp ayrı duran bir adam görünce ona: Ey falanca! Cemaatle birlikte namaz kılmana engel olan şey nedir? diye sordu. Adam: Ey Allah'ın elçisi! Cünüp oldum.(Cünüplükten arınmak için yıkanabileceğim yanımda) su da yok, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Toprakla teyemmüm et. Zira (suyun yerine geçen) toprak senin için yeterlidir.
Muttefekun AleyhNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabelerine sabah namazının farzını kıldırdı.Namazını bitirince onlarla beraber namaz kılmayan bir adam gördü.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tam bir yumuşak huylu olmasından ve Allah'a güzel davet uslubundan geri durma sebebini öğrenene kadar cemaatten geri kalmasından dolayı ona sert davranmadı.Ey falanca! Cemaatle birlikte namaz kılmana engel olan şey nedir? diye sordu.O da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e -kendi zannınca- özrünü açıkladı.O da Cünüp olduğu.(Cünüplükten arınmak için yıkanabileceği yanında) su da olmamasıdır.Su bulup temizlenene kadar namazı erteledi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın lütfundan onun için temizlenmekte kullanacağı su yerine toprağı uygun gördü.Zira (suyun yerine geçen) toprak senin için yeterlidir.
Enes İbn Mâlik -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mina’ya varmış, müteakiben cemreye giderek orada taş atmış, sonra Mina'daki menziline gelmiş ve kurban kesmiştir. Arkasından berbere: «Al! (kes)» demiş ve önce (başının) sağ tarafına, sonra sol tarafına işaret buyurmuş, sonra da saçları halka dağıtılmaya başlanmıştır. Başka bir rivayette ise şu şekilde sabit olmuştur: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- cemreye taş atınca kurbanını kesti ve saçını tıraş etti. Berbere (başının) sağ tarafını işaret etti (ve berber) (saçını) kazıdı. Sonra Ebu Talha el-Ensarî -radıyallahu anh-’ı çağırdı ve kesilen saçlarını ona verdi. Sonra (başının) sol tarafına işaret etti ve : «(Saçımı) kazı!» diye buyurdu. Berber saçını kazıdı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, (yine) bunları (da) Ebu Talha’ya verdi ve: «Bunu insanlar arasında bölüştür.» diye buyurdu.
Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- veda haccında bayram günü Mina'ya geldiğinde cemreye taş atmış, kurbanını kesmiş sonra berberi çağırmış ve berber onun saçını kazımıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- başının sağ tarafına işaret etmiş ve berber sağ taraftan başlamıştır. Sonra Ebu Talha el-Ensarî radıyallahu anh-’ı çağırmış ve başının sağ tarafındaki saçlarının tamamını ona vermiştir. Sonra başının kalan yerlerini kazıtmış sonra Ebu Talha’yı çağırıp bunları da ona vermiş ve «Bunu insanlar arasında bölüştür.» diye buyurmuştur. Ebu Talha saçları bölüştürmüştür. İnsanlardan bu işin kolaylık derecesine göre kimine bir, kimine iki, kimine ise daha fazla sayıda tel saç düşmüştür. Bu, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in değerli saçıyla teberrük edilmesi içindir. Teberrüğün, sadece peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’den kaldığı kesin olarak bilinen şeylerle yapılması caizdir. (Başka kimseler için böyle yapılması caiz değildir.)
Ebû Tarîf Adî b. Hâtim -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir şeye yemin edip, sonra o yemin ettiği şeyin dışında olan bir şeyi Allah için daha takvalı bir iş görürse o takvalı olan şeyi yapsın.»
Müslim rivayet etmiştirHadiste kim bir şeyi yapmaya ya da terk etmeye yemin eder, sonra buna muhalefet etmesinin yemininden daha hayırlı ve daha takvalı olduğunu görürse, yeminini terk edip o daha hayırlı olanı yapar. Burada bunu yapması müstehaptır. Ancak yemin edilen şeyin yapılması ya da terk edilmesi vacip ise, namazı terk etmeye yemin eden ya da içki içmeye yemin eden kimsede olduğu gibi yeminini bozup, emredileni yaparak ve yasaklananı terk ederek daha takvalı olanı yapması gerekir.
Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh- şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, kendisine ait kurban edilen hayvanlarının üzerinde durmamı ve onun etini, derisini ve üzerine atılan çul ve benzeri şeyleri tasadduk etmemi ve kasaba ondan bir şey vermememi emretti."
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Veda Haccı'nda Mekke'ye yöneldiğinde yanında kurbanlık hayvanı da vardı. Ali b. Ebî Tâlib -radıallahu anh- da Yemen'den geldi ve yanında kurbalık hayvanı vardı. Bu hayvan, fakirler ve yoksullar için sadakaydı. Kurban edecek kimselerin, onun üzerinde tasararuf hakkı ya da ondan bir şeyi değiş tokuş yapma hakkı yoktur. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali -radıyallahu anh-'ın, hayvanı kesen kasaba ameli karşılığında hayvandan birşey vermesini yasakladı. Ancak kasabın ücretini, hayvanın eti, derisi ve çulu hariç başka bir şeyle verdi.
Abdullah b. Zem`a -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i birgün hutbe okurken dinledi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Sâlih -aleyhisselâm-’ın dişi devesinden ve onu öldüren adamdan bahsederek: «Onların en azgını ileri atıldı.» âyetini okudu ve; «Semûd Kavmi'nde gücü ve kuvveti ile tanınan ve son derece fena olan bir adam deveyi öldürmek için ileri fırladı» diye açıkladı. Sonra kadınlardan bahsetti. Onlar hakkında nasihat ederek şöyle buyurdu: «Sizden biriniz karısını, köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor. Belki de o akşam onunla aynı yatakta yatacaktır.» Sonra yellenmeden ötürü gülmemelerini tavsiye ederek şöyle buyurdu: «İnsan bizzat kendisinin de yaptığı bir şeye ne diye güler?»
Muttefekun AleyhAbdullah b. Zem`a -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i birgün devesi üzerinde hutbe okurken dinlediğini haber vermiştir. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in özelliği bir şeyi yaparken kendisini zorlamazdı; olmayanı istemez, şer'î olarak bir taksir ya da haddi aşma yoksa, var olanı da geri çevirmezdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hutbe verirken Abdullah b. Zem'a -radıyallahu anh- O'nu işitmiş, verdiği hutbenin bir kısmında Sâlih -aleyhisselâm-’a mucize olarak verilen dişi devesinden ve deveyi öldüren adamdan bahsetmiştir. Deveyi öldüren bu kimseye Güzar denilirdi ve bu adam kavmin en şerlisiydi. Kavminde menfaat için çok ifsat çıkaran eşi benzeri olmayan birisi olarak vasf edilmiştir. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hutbesine şöyle devam etmiştir: «Sizden biriniz karısını, köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor.» Bu ifade köleyi edeplendirmek için şiddetli bir şekilde dövmenin cevazını ifade etmektedir. Bu dereceye ulaşmadan kadınların dövülmesinin cevazına imalı olarak vurgu yapılmıştır. Hadisin metninde akıllı olan bir kimsenin hanımını şiddetli bir şekilde dövüp, sonra da günün geri kalan kısmında ya da gecesinde onunla cima etmesinin akıl almaz olduğuna vurgu yapılmıştır. Genellikle dövülen dövenden kaçar. Bunun zemmedildiğine işaret vardır. Eğer dayak gerekli ise onu kaçıracak kadar şiddetli olmaması gerekir. Edeplendirmede ve vurmada aşırı gitmemek gerekir. Sonra yellenmeden ötürü gülmemelerini tavsiye etmiştir. Çünkü bu erkekliğe yakışmaz. Aynı zamanda da bu saygınlığa leke sürer. Bunu kötülemek için şöyle buyurdu: «İnsan bizzat kendisinin de yaptığı bir şeye ne diye güler?» Çünkü gülmek ancak garip ve acaip olan bir şey için olur. Sadece gülmenin belirtileri yüz hatlarında ortaya çıakrsa buna tebessüm denir. Eğer daha güçlü ve bununla birlikte sesli olursa buna da gülmek denir. Bundan da daha fazla olursa o da kahkaha olarak isimlendirilir. Bu yellenme eylemi her kimse tarafından yapılan birşey olduğuna göre insan kendisinin de yaptığı bu şeye niye güler.?