





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
''Cemaat Küba'da sabah namazını kılarken aniden onlara biri gelip: Gerçekten bu gece Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an indirildi ve Kâbe’ye doğru dönmesi emrolundu. Dolayısıyla siz de Kâbe’ye dönün!'' dedi. Bu sırada Kubalıların yüzleri, Şam bölgesine doğru bulunuyordu. Bu ifade üzerine derhal Kâbe’ye döndüler.''
Muttefekun AleyhSahabelerden biri Medine'nin açıklarında olan Kubâ mescidine doğru çıktı.Kuba ehline kıblenin nesh olduğu haberini ulaşmamış olarak buldu.Hala birinci kıbleye doğru kılıyorlardı.Onlara kıbleyi Kâbe'ye doğru çevirmeleri haberini verdi.Şüphesiz ki bu konuda Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an inmiş -Allah Teâlâ'nın şu sözüne işaret ediyordu:(Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.)Bakara:144. Ayet.-Sallallahu aleyhi ve sellem- kıbleye yöneldi.Fıkhetmelerinden,hemen ve doğru anlayışlarından Beyti'l-Makdis'ten -birinci kıbleleri olan- ikinci kıbleleri olan Ka'be'yi Müşerrefe'ye döndüler.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bilâl geceleyin (erkence) ezan okur. Siz İbn Ümmi Mektûm'un ezanını işitinceye kadar yiyip içiniz.»
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in iki müezzini vardı: Bilâl b. Rebâh ve âmâ olan Abdullah İbn Ümmü Mektûm'dur. Bilâl -radıyallahu anh- fecir (yani fecri sâdık) doğmadan önce sabah namazı için ezan okurdu. Çünkü namaz uyku vaktine denk geldiği için insanlar vakti girmeden hazırlık yapmaya ihtiyaç duymaktaydılar. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Bilâl -radıyallahu anh- gece ezan okur diye ashabını uyarıyordu. Fecir (yani fecri sadık) doğana kadar yiyip içmelerini emrederdi. İkinci müezzin olan İbn Ummi Mektûm -radıyallahu anh- ikinci fecrin (yani fecri sâdıkın) doğmasıyla birlikte ezan okuyordu. Bu ezan oruç tutmak isteyenler içindi. Oruç tutanlar yeme içmeyi terk ederler ve sabah namazının vakti girmiş olurdu. Sabah namazından başka hiç bir namaz için vakti girmeden önce ezan okumak caiz değildir. Bu sabah namazına has bir durumdur. Sabah namazı için okunan birinci ezanda ihtilaf edilmiştir. Sadece onunla yetinilir mi? Yoksa vaktin girmesiyle ikinci bir ezan okumak gerekli midir? Alimlerin cumhuru birinci ezan meşrudur, ancak sadece onunla yetinilmez görüşündedirler.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhümâ- anlatıyor: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı -radıyallahu anhum- Mekke'ye, Yesrib hummasından bitkin düşmüş bir halde geldiler. Müşrikler (dedikodu yaparak): "Yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş ve ondan çok ızdırab çekmiş bir kavim gelecek"dediler.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kuvvetlerini müşriklere göstermeleri için, Müslümanlar'a tavafın ilk üç şavtında remel yapmalarını, iki köşe arasında da normal yürüyüşle yürümelerini emretti.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ashabına -radıyallahu anhum- bütün şavtlarda remel yapmalarını emretmekten alıkoyan şey onlara duyduğu merhametti.''
Muttefekun AleyhNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- beraberinde bir çok sahabesiyle hicretin altıncı yılında ümre yapmak için Mekke'ya geldi.Kureyşliler onunla savaşmak ve onun Kâbe'ye girmesini engellemek için yola çıktılar.Aralarında anlaşma oldu.Bu antlaşmanın maddelerinden biri Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ve sahabeleri bu yıl geri dönecekler.Gelecek yıl ümre yapmak için gelecekler.Ve Mekke'de üç gün kalacaklar.Hicretin yedinci yılında kaza ümresi için geldiler.Müşriklerin bazıları bazılarına -Müslümanlar'ın seyrine bakmak için- yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş bir topluluk gelecek.Ve Yesrib humması onları zayıf düşürmüştür dediler.Bu sözleri Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ulaşınca onların sözlerine karşı reddiye vermek ve onları kızdırmak için ashabına Rüknü'l Yemânî ile Haceru'l Esved'in arasındaki köşe hariç hızlı gitmelerini sahabesine kolaylık olması ve merhametinden dolayı diğer yerlerde yürümelerini emretti.Bu da müşriklerin onları görmediği iki rükun arasında olacaktı.Bu ''Kuaykıân'' dağına tırmanarak müslümanlar tavaf ederken onlara bakmak isteyenleri kızdırdı.Hatta şöyle dediler:Onlar ancak ceylanlar gibiler.Bu, Ramel yapmak Mekke'ye gelen kişinin bizden önce gelenleri hatırlayarak yapılan ve takip edilen bir sünnet olmuştur.Ve onların övülen duruşlarına uyarak,güçlü dirençlerine dine yardım etmek ve Allah'ın kelimesinin yüce olması için yaptıkları değerli amelleri de hatırlamak için yapılan bir şey olmuştur.Allah bize onlara uymak ve onların peşlerinden gitmek ile rızıklandırsın.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Bir gün Hafsa'nın evinin üstüne çıktım. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i önü Şam'a doğru, arkası Kabe'ye dönük şekilde hacet giderdiğini gördüm. Başka bir rivayette: "Beytu'l-Makdis'e önünü dönmüş bir şekilde" olarak gelmektedir.
Muttefekun AleyhAbdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-, bir gün Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımı olan kız kardeşi Hafsa'nın evine geldiğini zikretmiştir. Evin damına çıktığında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i önü Şam'a doğru, arkası Kabe'ye dönük şekilde hacet giderdiğini görmüştür. İbn Ömer -radıyallahu anhuma-, bunu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- tuvalet ihtiyacını giderirken önünü Beytu'l-Makdis'e doğru dönmezdi diyenlere reddiye vermek için söylemiştir. Bu yüzden Müellif "Beytu'l-Makdis'e önünü dönmüş bir şekilde" olarak gelen ikinci rivayeti getirmiştir.
Abdullah b. Abbâs -radyalahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Nebi -salalahu aleyhi ve sellem-, Veda Haccı'nda deve üzerinde (Haceru'l-Esved'in bulunduğu) rüknu bastonla selamlayarak (Beyt'i) tavaf etmiştir.
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Veda Haccı'nda tavaf yapıyordu. İnsanlardan bazıları O'nun nasıl tavaf yaptığını görmek istiyor, bazıları da O'nun mübarek şahsiyetini görmek istiyordu ve bu yüzden Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in etrafını doldurdular. Ümmetine olan şefkatinin kemâlinden ve onları eşit gördüğünden dolayı insanlar O'nu daha rahat görsünler diye devenin üzerine binerek tavaf etmiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında bir baston vardı. Bu hadisin Müslim'deki rivayetinde geldiği üzere Hacerü'l-Esved'i onunla istilâm eder, sonra da onu öperdi.
Abdullah b.Ömer -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: "Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i iki Rükn-i Yemânî'den başkasını (eliyle) meshederken görmedim."
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Kabe'nin dört köşesinden sadece Rükn-i Esved'i (Hacer'ü'l-Esved'in olduğu köşe) ve Rükn-i Yemâni'yi istilam etmiştir. Kâbe'nin dört köşesi vardır. Doğu köşesinde iki fazilet bulunmaktadır: 1- İbrahim -aleyhisselam-'ın attığı temeller üzerine bina edilmiştir. 2- Hacer'ü'l-Esved bu kısımdadır. Rükn-i Yemâni'nin bir fazileti vardır. O da İbrahim -aleyhisselam-'ın attığı temeller üzerine bina edilmiş olmasıdır. Şâmi ve Irakî köşelerinin böyle bir özelliği yoktur. Bu ikisinin yapılması İbrahim -aleyhisselam-'ın yaptığı temellerin içinde kalmaktadır. Hacer'ü'l-Esved'i Kâbe'nin o iki köşesinden çıkarmıştır. Bundan dolayı Hacer'ü'l-Esved'i öpmek ve istilam etmek meşrudur. Rükn-i Yemâni'yi istilam etmek öpmeksizin meşrudur. Geri kalan iki rüknu ise öpmek ya da istilam etmek meşru değildir. Din ittiba etmek üzerine bina edilmiştir. Bidat ve sonradan uydurma şeyler üzerine bina edilmemiştir. Allah'ın dininde hikmetler ve sırlar vardır.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- helâya girdiğinde, ben ve benim yaşlarımda bir çocuk, içinde su bulunan bir su kabı (idâve) ile kısa uçlu bir mızrak (aneze) taşırdık. O da su ile istincâ (temizlik) yapardı.
Muttefekun aleyhEnes b. Mâlik -radıyallahu anh- kendisinin ve kendisiyle aynı yaşlarda olan başka bir hizmetkârın, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i tuvalet ihtiyacını gidermek için dışarı çıktığında takip ettiklerini haber vermektedir. Yanlarında, ucu mızrak ucuna benzeyen demirli bir asa (aneze) taşırlar; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu ya üzerine bir örtü asarak kendisini gizlemek ya da namaz kılarken sütre edinmek için kullanırdı. Ayrıca deri bir su kabı içinde su da taşırlar; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra onlardan biri su kabını kendisine uzatır, o da bu su ile istincâ (temizlik) yapardı.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Arafat`tan yola çıkmıştı, arkasından birisinin (koşturmak için) devesine şiddetle bağırıp, vurduğunu işitti. Bunun üzerine kamçısıyla (etrafındakilere kulak verin diye) işaret edip, şöyle buyurdu: ''Sakin olun, (Allah`ı razı edecek iyi davranış ve) birr acelede değildir.''
Muttefekun AleyhNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Arafat'tan indi arkasından birisinin (koşturmak için) devesine şiddetle bağırıp, vurduğunu ve deve sesleri işitti.Bu görüntü insanların cahiliye döneminde alışkanlıklarının neticesiydi.Çünkü onlar cahiliye günlerinde Arafat'tan inerlerken çok hızlı bir şekilde hareket edip hava karanlık olamadan gündüz vakti acele ederlerdi.Develere çok kuvvetli bir şekilde vururlardı.Nebî -sallallahu leyhi ve sellem- kırbacı ile ima ederek şöyle buyurdu:Ey insanlar! sükunet ve yavaş bir şekilde gidin.Allah`ı razı edecek iyi davranış ve birr acelede değildir.''O da hızlı yürüme çeşitlerinden biridir.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre: "Bir bedevi gelip, mescidin köşesine idrarını yaptı. İnsanlar ona engel olmaya kalkıştıklarında, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onların bunu yapmalarına izin vermedi. Bedevi bevletmeyi bitirdiğinde, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- büyük bir kova ile su dökülmesini emretti ve (emri yerine getirilip) su döküldü."
Muttefekun AleyhCehalet ve kabalık bedevilerin özelliklerindendir. Bunun sebebi onların, Allah Teâlâ'nın, Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirdiğini öğrenmeye uzak olmalarındandır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabıyla birlikte Mescid-i Nebevi'deyken bedevinin biri gelip, kendisini açık alanda gibi zannederek mescidin bir köşesine idrarını yaptı. Sahabeler mescidin hürmetinden dolayı onun yapmış olduğu bu hareketi büyük gördüler ve idrarını yaptığı esnada üzerine atıldılar. Ancak güzel ahlak sahibi, müjdeleme ve kolaylaştırma üzerine gönderilen Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, onların bunu yapmalarına izin vermedi. Çünkü bedevilerin ahvalini iyi bildiği için mescidin büyük bir kısmını kirletmesini ve idrarının kesilip de bedevinin onun görmesini istemiyordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu, bedeviye yapacağı nasihati ve öğreteceği şeyi daha kolay kabul etmesi için yapmıştır. Onlara bedevinin bevlettiği yere büyük bir kova su dökerek orayı temizlemelerini emretmiştir.