





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Hureyre -radıyallahu anh- merfu olarak rivayet ediyor: “Hiçbiriniz duvarına ağaç çakmak isteyen komşusuna engel olmasın.” Ebû Hureyre -radıyallahu anh- hadisi rivayet ettikten sonra oradakilere: Neden bu sünneti yerine getirmekten çekiniyorsunuz? Vallahi ben bu sünneti size benimsetene kadar uğraşacağım, dedi.
Muttefekun AleyhKomşunun komşu üzerinde özen göstermesi gereken hakları vardır. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve selem- komşu ile olan bağa teşvik etmiştir. Cibrîl bana komşu hakkında o kadar ısrarlı tavsiyede bulundu ki onu varis kılacağını sandım demiştir. Bu da komşunun hakkının azametinden ve ona iyilik yapmanın gerekliliğinden kaynaklanır. Bundan dolayı komşular arasında iyi ve güzel bir geçim, komşuluk haklarını gözetmek farz kılınmıştır. Birbirlerine karşı yapacakları sözlü ve fiili bazı kötülüklerden kendilerini alıkoymalıdırlar. Komşusunun eziyetlerinden bir kimse güvende değilse, o komşu (eziyet eden) hakkıyla iman etmiş olmaz. Komşuluk haklarını gözetip iyi geçinmek kapsamına, komşusuna yaptığı iyilik, kendisine büyük bir zarar olarak dönmeyecek ise, iyilikleri karşılıksız birbirleri arasında yapmaları gerekir. Bundan dolayı komşu, komşusunun duvarının üzerine tahta çakmak isterse ve buna ihtiyacı varsa, komşuluk haklarını gözeterek izin vermesi güzel olandır. Tahta çakmak isteyen komşunun ihtiyacı varsa ve duvar sahibine bu tahtanın koyulmasından bir zarar görmüyorsa, izin vermediği taktirde hakim ona yaptırım uygulayarak, yaptırır. Eğer ortada bir zarar verecek durum varsa ve ihtiyaç da söz konusu değilse, zarar başka bir zararla izale edilmez. Asıl olan müslümanın hakkında yasaklamadır. Bundan dolayı Ebu Hureyre –radıyallahu anh- dinin bu büyük maksadını bu hadisten anladığı için onların bu sünnetten yüz çevirmelerini inkâr etmiş ve onlar bunu yapana kadar ısrarcı olacağını vaat etmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın, komşunun gözetilmesi ve yerine getirilmesini farz kıldığı hakları vardır. Alimler, izni olmaksızın komşunun duvarına tahtanın koyulmasında zarar olacaksa bunun men edilmesinde icma etmişlerdir. Çünkü hadiste Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Zarar vermek de zarar görmek de yoktur.»
Abdullah b. Yezîd el-Hatmî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: El-Berâ bana anlattı ve o bir yalancı değildir, şöyle söyledi: "Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve selem- "Semiallâhu limen hamideh" diyerek başını rükûdan kaldırdığı zaman, o alnını yere koymadıkça bizden hiçbir kimseyi (secdeye varmak için) eğildiğini görmedim. Sonra Allah Rasûlü'nün arkasından secdeye vararak yere kapanırdık."
Muttefekun aleyhEl-Berâ' b. Âzip -radıyallahu anh-: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- rükûdan başını kaldırıp "Allah, kendisine hamt edenleri işitir" dediğinde, arkasındakiler ayakta kalır; Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- alnını yere değdirinceye kadar kimsenin secdeye gitmediğini, ondan sonra secdeye gittiklerini bildirmiştir.
Âişe -radıyallahu anhâ-’dan rivayet edildiğine göre, bir kimsenin herhangi bir yeri ağrıdığında veya yara bere olduğunda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- parmağıyla şöyle yapar- râvi Süfyân b. Uyeyne, şehâdet parmağını yere değdirip kaldırarak (Peygamber’in nasıl yaptığını gösterdi) ve: “Bismillah, bu tükürüğümüzle karışmış bizim yurdumuzun toprağıdır, Rabbimizin izniyle hastalarımıza şifa olur.” buyururdu.
Muttefekun AleyhBir kimse hastalandığında yahut yaralandığında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şehâdet parmağına tükürüğünü sürer, ardından toprağa değdirirdi. Parmağına topraktan bir kısım yapışır ve bunu yara yahut hasta olan yere koyarak şöyle dua ederdi: "Bismillah, bu tükürüğümüzle karışmış bizim yurdumuzun toprağıdır, Rabbimizin izniyle hastalarımıza şifa olur.”
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Bir erkek ikinci bir evliliği bakire biriyle yaparsa onun, o bakirenin yanında yedi gün kalması sonra günlerini taksim etmesidir. İkinci evliliği dul bir kadınla yaparsa o dulun yanında üç gün süreyle kalması sonra da günlerini taksim etmesi sünnettendir.” Ebû Kılâbe şöyle demiştir: İstesem Enes -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den merfû olarak rivayet etti de derim.
Muttefekun AleyhBir erkek ikinci bir evliliği bakire biriyle yaparsa o bakirenin yanında yedi gün kalır ki birbirlerine alışsınlar, kızın utangaçlığı ve ürkekliği gitsin. Çünkü bakire kız, evlilikte yenidir. Sonra hanımları arasında günlerini eşit bir şekilde taksim etmesi sünnettendir. İkinci evliliğini dul bir kadınla yaparsa, o dul yanında üç gün süreyle kalır. Çünkü bakireden daha az zamana ihtiyacı vardır. Bu doğru hüküm, merfû hadis hükmünde olan bu hadiste gelmiştir. Çünkü raviler şu sünnettendir, diyorlar ise bu sözleriyle Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den başkasının sünnetini kastetmiyorlardır. Merfû hadisin manası, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e izafe edilen hadislerdir.
Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-, Hamza'nın kızı ile ilgili olarak; «O bana helal olmaz. Çünkü o, benim sütkardeşimin kızıdır. Nesepten dolayı haram olan, sütten dolayı da haram olur.» diye buyurmuştur.
Muttefekun AleyhAli b. Ebi Talip -radıyallahu anh- Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’in amcaları olan Hamza’nın kızıyla evlenmesini istiyordu. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- onun kendisine helal olmayacağını haber verdi. Çünkü O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sütkardeşinin kızıydı. Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ve amcası Hamza -radıyallahu anh-Ebu Leheb’in azatlı kölesi olan Suveybe’den süt emdikleri için birbirleriyle sütkardeş olmuşlardı. Aynı doğumdan dolayı haram olanlar gibi amcasının kızı sütten dolayı haram olmuştur.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Pazartesi ve Perşembe günleri oruçlarının sevabını almak için oruç tutmak isterdi.''
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirMüminlerin annesi Âişe -radıyallahu anhâ- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Pazartesi ve Perşembe oruçlarını isteyerek ve gayret ederek tuttuğunu haber veriyor.Çünkü ameller bu iki günde Allah Teâlâ'ya sunulur.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- oruçlu olduğu halde amelinin sunulmasını sevmiştir.Çünkü Allah Teâlâ başka hadislerde geldiği gibi bu günlerde birbirine düşman olan iki kişi hariç her müslümanın günahını bağışlar.
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştirHadis Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dualar ve zikir yoluyla cinlerden ve insanların göz değmesinden diyerek Cinlerin şerrinden ve hased eden insanların göz değmesinden Allah Teâlâ'ya sığındığını ifade etmektedir.Bu Muavvizeteyn sureleri inene kadar devam etmiştir.İndikleri zaman genellikle onlarla sığındı.Kendisi ile sığınılan ve kendisinden sığınılan şeyleri kapsamasından dolayı diğer sığınma dualarını ve rukyeleri bıraktı.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- akşam namazını kılmazdan önce birkaç tane taze (yaş) hurma ile orucunu açardı (iftar ederdi). Eğer taze (yaş) hurma yoksa, birkaç kuru hurma ile orucunu açardı (iftar ederdi). Birkaç kuru hurma da yoksa, birkaç yudum su yudumlardı.
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirBu hadiste Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in -oruç tuttuğunda- akşam namazını kılmazdan önce birkaç tane taze (yaş) hurma ile orucunu açtığını haber veriyor. Eğer taze (yaş) hurma yoksa, birkaç kuru hurma ile orucunu açardı (iftar ederdi). Birkaç kuru hurma da yoksa, birkaç yudum su yudumlardı.-Aleyhissalatu vesselam-'ın oruç açmaya hurma ya da su ile başlaması uygundur.Çünkü midesi boştur zarar görmemek için yağlı yemekle başlamıyor.
El-Esved b. Yezîd'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. (Âişe -radıyallahu anha-’ya) "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- evinde ne yapardı?" diye sordum. (Âişe -radıyallahu anha-) şöyle dedi: “Ailesi ile meşgul olurdu. - Yani ailesinin işleri hususunda hizmette bulunurdu- Namaz vakti geldiği zaman da namaza çıkardı.''
Buhârî rivayet etmiştirMüminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'ya Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evdeki davranışları ve neler yaptığı soruldu. Şöyle dedi: "O da diğer insanlar gibi bir insandı ve evlerinde erkeklerin yaptığı şeyleri yapardı; kendine ve ailesine hizmet ederdi; koyunlarını sağar, elbiselerine yama yapar, ayakkabılarını onarır, kovasını tamir ederdi. Namaz vakti geldiğinde, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hiç vakit kaybetmeden namaza giderdi."