Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Âişe -radıyallahu anha-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namazı kıldığı sırada uyuduğunu haber vermiştir. Evlerimizin dar olması sebebiyle iki ayağım onun kıble tarafında kendisiyle secde yaptığı yer arasında oluyordu. Ayakta teheccüt kıldığı zaman ayaklarımı uzatırdım. Secde ettiği zaman ise O, bana dokunurdu ve ben de secde etsin diye ayaklarımı toplardım. Şayet secde ederken O'nu görmüş olsaydım O, bana dokunmadan ayaklarımı toplardım. Ancak Âişe -radıyallahu anha-'nın Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i görebilmesi için evlerinde lambaları yoktu. Şayet olsaydı O, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dokunmasına ihtiyaç duymadan ayaklarını toplardı.
Allah Teâlâ, kulları sadece O'na dua etmeleri ve O'nu zikretmeleri için çeşitli imtihanlarla sınar. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında kuraklık olduğu zaman Allah Teâlâ'dan yağmur yağdırmasını istemek ve Allah'a boyun eğmenin ve O'na ihtiyaç duyulmanın ortaya çıkarılmasının daha yakın olması için insanlarla beraber bayram namazlarını kıldıkları namazgâha çıktı. Duanın kabulünün zannedildiği yer olan kıbleye yöneldi. Allah'a dua edip Müslümanlara yağmur yağdırmasını ve kuraklığı ortadan kaldırmasını istemeye başladı. Durumlarının kuraklıktan verimliliğe, darlıktan bolluğa çevrilmesini ümit ederek hırkasını bir taraftan öbür tarafa çevirdi. Sonra da iki rekât yağmur namazı kıldı. Bu namazda sesli okudu, çünkü bu toplu olarak kılınan bir namazdır.
Bu hadiste, namazın şiarının beyanı vardır. O şiar da tekbir ile büyüklük ve yüceliğin Allah -Subhânehu ve Teâlâ- için ispat edilmesidir. Mutarrif, kendisi ve İmrân b. Husayn -radıyallahu anh-'ın Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh-'ın arkasında namaz kıldıklarını, Ali -radıyallahu anh-'ın secde için eğildiğinde tekbir getirdiğini sonra başını secdeden kaldırınca ve iki teşehhüdü olan bir namazda birinci teşehhüdden kalktığında, kıyamında tekbir getirdiğini haber vermiştir. İnsanlardan çoğu bu yerlerde sesli bir şekilde tekbir getirmeyi terk ettiler. Namazını bitirince İmrân -radıyallahu anh-, Mutarrif'in elinden tuttu ve ona; Ali -radıyallahu anh-'ın, bu namazı ile ona Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazını hatırlattığını haber verdi. Çünkü Nebi -aleyhisselam- bu yerlerde tekbir getiriyordu.
Âişe -radıyallahu anha- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kefeninden, kefeninin renginden ve sayısından haber vermektedir. O, -sallallahu aleyhi ve sellem- Yemende üretilmiş üç parça beze sarıldı. Gömlek ve sarık ile kefenlenmedi. Elbiselerin fazla olmasının sebebi, ölen kimsenin örtülmesinin hayatta olan bir kimsenin örtülmesinden daha öncelikli olmasından ve daha fazla önem gösterilmesi gereken bir şey olmasındandır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, genellikle sabah namazının kıraatını uzun tutar, akşam namazının kıraatını ise kısa tutardı. Diğer beş vakit namazlarda orta derecede okurdu. Ancak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, başka sureleri okumanın da caiz olduğunu göstermek sebebi ile yahut başka sebeplerden dolayı bazen genel olarak yaptığını terk ederdi. Bu hadiste olduğu gibi akşam namazının kıraatında Tur Suresi'ni okumuştur. Bu sure;tıval-i mufassal'dan (Hucurat Sûresi'nden Burûc Sûresi'nin sonuna kadar olan sûreler Tıval-i Mufassal´dır) olan surelerdendir.
Ramazan ve kurban bayramı namazlarını kıldırmak ve hutbe vermek Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve O'nun raşid halifelerinin adetlerindendi. Onlar önce bayram namazını kılarlar sonra da hutbeyi verirlerdi. Bu uygulama Mervân gelene kadar böyle devam etti. Mervân geldi ve çıkıp namazdan önce hutbeyi verdi.
Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şeriati diğer semavi şeriatlar arasında mükelleflerden müsamahakârlık, kolaylık, her türlü sıkıntının ve zorluğun kaldırılması yahut da azaltılması açısından ayrılarak üstünlük göstermektedir. Bu kolaylıklardan bazıları şunlardır: Yolculukta aynı vakitte müşterek olan namazları aralarını birleştirerek cem yaparak kılmak. Asıl olan her namazın vaktinde kılınmasının farz olmasıdır. Ancak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkar ve yolculuk devam ederse adeti gereği öğle ile ikindi namazını cem-i takdim yahut da cem-i te'hir yaparak kılardı. Akşam ve yatsı namazlarını cem-i takdim yahut da cem-i te'hir olarak kılardı. Bunda kendisi ve beraberinde olan yolcular için en kolayını gözetmek gerekir. Yolculuk, iki namazı bir namazın vaktinde cem ederek kılmak için sebep olur. Çünkü o vakit, iki namaz içinde namaz vakti olmuştur.Zira yolculuk konaklama ve seyir durumunda meşakkat yeridir. Çünkü burada cem etme ruhsatı ancak kolaylık için verilmiştir.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Zer el-Gıfârî -radıyallahu anh-'ı çorba (veya et suyu) pişirdiğinde suyunu bol koymasını, böylece komşularını da gözetmesini ve onlara ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bu hadis yemede, içmede, giymede israfa kaçılmasının haram olduğuna delalet etmektedir. Sadaka verirken de riya olmadan ve şöhrete kaçmadan verilmesi emredilmiştir. İsrafın hakikati her söz ve fiilde haddi aşmaktır. Harcamadaki israf, israfın en meşhur olanıdır. Hadis, Allah Teâlâ'nın şu sözünden alınmıştır: "Yeyin için fakat israf etmeyin." (A'raf Suresi: 31) Bu hadiste kibir ve kendini beğenmişlik haram kılınmıştır. Bu hadis, kişinin kendisine çeki düzen vermesi için faziletli amelleri bir araya toplamıştır ve aynı zamanda bedenin ve ruhun dünya ve ahirette maslahatına olan şeyleri içermektedir. Her şeyde olan israf, beden ve yaşama zarar verir ve bunları heba etmeye götürür. Eğer ruh, bir çok hususta bedene tabi oluyorsa ve kibir kendini beğenmişliğe götürüyorsa nefse zarar verir. Ahirette günah kazandırması bakımından, dünyada da insanların öfkesine sebebiyet vermesi bakımından zararlıdır. Buhari'nin muallak olarak İbn Abbas'tan rivayet ettiği hadiste söyle buyrulmuştur: «İstediğini ye, istediğini giy! Seni yanlış yola götüren, israf ve kibirlenmektir.»