Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Hadisin Manası: Allah’ın düşmanlarına karşı kim bir ok atarsa, o kimse için Allah yolunda bir köle azat etme sevabı vardır. İster bu ok onlara isabet etsin, isterse de isabet etmesin fark etmez. Nesaî’deki rivayette şöyle geçmektedir: «Allah yolunda kim bir ok atarsa, ister düşmana ulaşsın isterse de ulaşmasın.» Ancak düşmana ulaşırsa cennette derecesi olur. Ebu Davud’taki rivayette de söyle geçmektedir: «Kim bir ok isabet ettirirse onun için derece vardır.» Ahmet’teki rivayette ise “cennette” olarak gelmektedir.
Müslüman bir kimse, Allah yolunda, bir devenin sütünün sağılacağı zaman kadar az bir süre de olsa cihad etse ki, bu vakitten kasıt deve sağılmasıdır. Bundan sonra deve, yavrusunun emmesi için bırakılır. Sonra (süt sağan kişi) tekrar memeye geri döner. İşte kim bu kadar az süre de olsa cihad ederse Cennet onun hakkı olur. Kim Allah Teâlâ yolunda atının üzerinden düşmesi gibi, kılıç darbesi yahut da benzeri şeylere musibete maruz kalırsa ki, bu yaralanmalar az bir yaralanma dahi olsa bu kimse, kıyamet günü yarasından çokça kan akar halde gelir. Kanının rengi zağferan gibidir ve o yaradan en güzel kokular yayılır ki, o kokuda misk kokusudur.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Abdullah (İbn Ömer) ın salih bir kimse olduğunu haber vermiş ve onu gece ibadetine teşvik etmiştir. Abdullah, (bu olaydan sonra) gecenin az bir kısmında uyurdu. (Geriye kalan vaktini ibadetle geçirirdi.)
“Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan bir deve satın almıştı.” Yani, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cabir -radıyallahu anh-’dan bu deveyi satın almıştır. “Devenin parasının (karşılığını) tartı ile tarttı.” Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için devenin parasının karşılığını tartı ile tartılan bir şey vererek takdim etmiştir. Burada Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in emriyle hakikatte tartma işlemini yapan Bilal -radıyallahu anh-’dır. Hadisin aslında “Bilal’e benim için ukiyye (ölçü birimi) tartmasını emretti. Bilal de benim için tarttı ve üzerine bir miktar ilave etti.” “Üzerine bir miktar ilave etti.” Cabir –radıyallahu anh-’ın devenin fiyatından hak ettiğinden daha fazlasını koydu. Geçmişte insanlar, parayı tartarak birbirlerine muamele ediyorlardı. Adet olarak da muamele etmekteydiler. Ancak çoğunluk tartı yöntemini tercih ederdi.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanlara, ister zalim olsun ister mazlum, diğer Müslüman kardeşlerine destek olmalarını emretmiştir. Bir adam şöyle demiştir: Ey Allah'ın Rasûlü! Eğer birine haksızlık yapılırsa, haksızlığı ortadan kaldırarak ona destek olurum. Ama ya o haksızlık yapan kişi ise o zaman ona nasıl destek olacağım? Nebî -aleyhisselam- şöyle buyurmuştur: «Ona zulmü yasak et, elinden tut, dizginle ve haksızlık yapmasını engelle; çünkü bu, Şeytan'ı ve çokça kötülük yapmayı emreden nefsini alt etmesidir.»
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- dünyada, ipekten elbiseyi sadece ahiretten nasibi olmayan erkeklerin giyeceğini haber vermiştir. Burada şiddetli bir tehdit vardır. Çünkü ipek kadınların ve cennet ehlinin elbisesindendir. Dünyada sadece kibirli, kendini beğenmiş ve böbürlenenler bu elbiseyi giyer. Bundan dolayı ipeğin giyilmesi erkeğe yasaklanmıştır. Buradaki ipekten kasıt doğal olan ipektir. Ancak; insanın, fasıklara benzemekten kaçınmak ve ipeğin kaygan yapısı sebebi ile sunî ipeği giymekten de kaçınması gerekir.
Ömer –radıyallahu anh- dedi ki: Hayber savaşı günü Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashabından insanlar Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldiler ve şöyle diyorlar: Filanca kişi şehittir. Sonra bir adamın yanından geçtiler. Falanca kimse de şehittir, dediler. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Hayır! Ben onu, ganimetten çaldığı bir hırka –veya bir abâ– içinde cehennemde gördüm.» buyurdu. Ondan, bu büyük vasıf atıldı/yok sayıldı ve o/vasıf Allah -Azze ve Celle- yolunda şehit olmaktır.
Bir adam Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve selem- gelip, hangi sadakanın sevabı daha büyüktür diye sormuştur. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona: «Gücün kuvvetin ve sağlığın yerindeyken, malına düşkün olduğunda, hayatın uzun olup fakir düşmekten korktuğunda ve daha çok zengin olmayı düşlediğin bir sırada sadaka vermelisin. Sadaka vermeyi, falana şu kadar sadaka ya da vasiyetim veya filana bu kadar sadaka ya da vasiyetim diyerek ölüm sana gelip, bu dünyadan ayrılacağını anladığın zamana erteleme. Çünkü mal artık mirasçılarının malıdır.» Şerh Riyazussalihin İbn Useymin şerhi(2/29,30), Delilul Falihin (2/52, 53)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sol eliyle ipek bir elbise veya ondan bir parça aldı, sağ eliyle de altın olan bir takı veya buna benzer bir şey aldı ve sonra şöyle buyurdu: İpek ve altını erkeklerin takması ve giymesi haramdır, kadınların ise altın takmaları ve ipek giymeleri helaldir.