





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Pazartesi günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte - Kuba'ya (gitmek üzere yola) çıktım. Salimoğulları (nin bulunduğu yer) e vardığımız zaman Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- İtbân -radıyallahu anh-'ın kapısı önünde durarak ona seslendi, İtbân elbisesini sürükleyerek çıktı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Adamı acele ettirdik.» buyurdu. İtbân: Ey Allah’ın Rasûlü! Bir adam karısı ile cima halinde iken acele ettirilir de meni indirmezse ona ne gerekir? dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Su (gusül) ancak sudan dolayı gerekir.» buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirEbu Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- hadisi gusletmenin boşalma gerçekleşirse olacağını ortaya koymaktadır. Hadiste bahsedilen ilk su bilindiği üzere sudur. İkinci su ise menidir. Hadis guslün sadece boşalma ile sınırlı olduğuna, iki cinsel organın birbirine geçmesi halinde de boşalma olmadığı takdirde guslün gerekmediğine delalet etmekte ve bu anlamı ortaya koymaktadır. Fakat bu hadis, «İki sünnet yeri karşılaştığı (birleştiği) zaman gusül vacip olur.» hadisi ile nesih olunmuştur. Bundan dolayı boşalma gerçekleşmese de cimadan/birleşmeden dolayı gusül vacip/farz olur.
İbn Şihâb'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ömer b. Abdilazîz bir gün ikindi namazını geciktirdi. Urve ona şöyle dedi: Cibril indi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e imam olarak namaz kıldırdı. Bunun üzerine Ömer: Ey Urve! Ne söylediğini iyi bil dedi. Urve şöyle dedi: Beşîr b. Ebî Mesûd'u, Ebû Mesûd şöyle derken işittim. Oda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururken işittim diyordu: Cibril indi ve bana imamlık yaptı. Onunla birlikte namaz kıldım, sonra onunla birlikte namaz kıldım, sonra onunla birlikte namaz kıldım, sonra onunla birlikte namaz kıldım, sonra onunla birlikte namaz kıldım" parmaklarıyla beş vakit namazı saydı.
Muttefekun AleyhCibril -aleyhisselâm- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahiy indiriyordu. Rasûlullah'a farklı şekil ve surette geliyordu. Bu hadiste indi ve vakitlerini beyan etmek için beş vakit namazda ona imamlık yaptı. Bu hadisin varid olduğu kıssanın lafzında Ömer b. Abdilazîz ikindi namazını vaktinden biraz geciktirdi. Urve b. Zubeyr'de bunu inkar etti. Ona Cebrail'in inip Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e imamlık yaptığını haber verdiğinde Ömer b. Abdilazîz buna şaşırdı. Urve'ye söylediği sözü düşünmesini ve delil olmayan şeyi tesebbüt etmeden söylememesi gerektiğini emretti. Urve ona Beşîr b. Ebî Mesûd'un, Ebû Mesûd el-Bedrî'den, onunda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in şöyle buyururken işittiğini haber vermiştir: Cibril inip Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e beş vakit namazdan her birinin vaktinde imam olarak namaz kıldırdı. O bu hadisi duyup, namazın nasıl kılındığını, vakitlerini ve rukunlerini öğrenmiştir.
Sa'd b. Ebî Vakkâs -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki:Ömer -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna girmek için izin istedi.Huzurunda Kureyş'ten bazı kadınlarda vardı.Onunla konuşuyor,konuşmalarını çokça uzatıyorlardı.Sesleride yüksek çıkıyordu.Ömer izin isteyince onlarda kalkıp alalacele örtünmeye başladılar.Rasûlullah --sallallahu aleyhi ve sellem- ona izin verdiğinde gülüyordu.Bunun üzerine Ömer:''Allah seni hep güldürsün ey Allah'ın Rasûlü! dedi.Rasûlullah --sallallahu aleyhi ve sellem- ''Ben yanımda bulunan bu kadınlara şaştım.Sesini işitince hemen pardenin arkasına koşuştular''Buyurdu.Ömer:Ey Allah'ın Rasûlü! Senden çekinmelerine sen daha layıksın,dedi.Sonra Ömer:Ey kendi nefislerinin düşmanları! Benden çekiniyorsunuz da Rasûlullah --sallallahu aleyhi ve sellem-'den çekinmiyorsunuz öyle mi,dedi.Kadınlar:Evet,sen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e göre daha sert ve daha haşinsin,dediler.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- :''Nefsim elinde olana yemin ederim ki şeytan bir yolda seninle karşılaşacak olursa mutlaka senin geçtiğin yoldan başka bir yolu takip eder.'' buyurdu.
Muttefekun AleyhÖmer b. Hattâb -radıyallahu anh -Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına girmek için izin istedi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında Kureyş'ten kadınlar vardı.Onunla konuşuyorlardı.Ondan çokça konuşup cevap vemesini istiyorlardı.Onun kendileri ile çokça konuşmasını isteyen ihtiyaçlarına ve sordukları fetvalarına cevap vermesini isteyen kadınlar anlamındadır.''Seslerinin yüksek olması'' Ömer -radıyallahu anh- girmek için izin isteyince onun sesini işittiler ve aceleyle örtüye doğru koştular.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun girmesi için izin verdi.Ve o da girdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onların bu yaptıklarına gülüyordu.Ömer -radıyallahu anh- dedi ki:''Allah seni hep güldürsün ey Allah'ın Rasûlü! Allah senin gülmene sebep olan mutluluğu sürekli kılsın.Peygamber -sallalalhu aleyhi ve sellem- ona gülmesi o kadınların yaptıklarından olduğunu haber verdi.Zira Ömer -radıyallahu anh- gelmeden önce yüksek sesle konuşuyorlardı.Ömer -radıyallahu anh- gelince onun heybetinden ve ona olan hürmetten alelacele örtünmek için koşuştular.Ey Allah'ın Rasûlü! Senden çekinmelerine sen daha layıksın,dedi.Sonra da Ömer -radıyallahu anh- o kadınlara şöyle söyledi:Ey kendi nefislerinin düşmanları! Benden çekiniyorsunuz da Rasûlullah --sallallahu aleyhi ve sellem-'den çekinmiyorsunuz öyle mi,dedi.Kadınlar:Evet,sen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tersine daha sert ve daha haşinsin,dediler.Muhakkak ki şeytan Ömer -radıyallahu anh-'ı bir yoldan giderken görse ondan kaçar ve başka bir yoldan giderdi.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır." Denildi ki: " Ya Rasûlallah! Taun'u (vebayı) biliyoruz, peki ta'n nedir?".Şöyle cevap verdi: "Ta'n, cinlerden olan düşmanlarınızın çarpmasıdır. Bununla birlikte her ikisinde de şehidlik vardır."
Ahmed rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu ümmette en çok ölümün iki şeyde olacağını zikretmiştir. Birincisi: Düşman ile yapmış oldukları savaşlarda Müslümanların silah ile öldürülmeleridir. Aynı zamanda Müslümanların kendi arasında çıkan fitnelerde silah ile birbirilerini öldürmeleri de bu kapsamda değerlendirilir. İkincisi: Taun hastalığı ile gelen ölümdür. O hızlı bir ölümdür. Sebebi Müslümanların düşmanı kafir olan cinlerin çarpmasıdır. Öldürme ve taun'un herhangi birinden ölen şehittir. Şöyle de denilmiştir: Bu duadan kasıt: Yani Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetinin bu iki şeyden dolayı ölüp şehitliğe nail olmaları için dua etmiştir. Doğru olan birincisidir. En doğrusunu Allah bilir.
Âİşe -radıyallahu anhâ-'dan yapılan rivayette, demiştir ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gece, ilk üçte bir geçinceye kadar (yatsı namazını) geciktirdi.Ömer -radıyallahu anh-, 'Kadınlar ve çocuklar uyudu' diye sesini yükseltti.Bir rivayette gecenin çoğu gittti. Onun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- çıktı ve şöyle buyurdu:''Bu namazı sizden başka yer yüzünde yaşayanların hiçbiri beklemez.''Başka bir rivayette:''Şüphesiz ki bu, yatsının vaktidir, ama ümmetime meşakkat vermemiş olsaydım (hep bu vakte geciktirirdim).Başka bir rivayette:''Ümmetimin üzerine zorluk olmasaydı.''Bu da İslam insanlar arasında yayılmadan öncedir.İbn Şihâb dedi ki:Bana şöyle zikredildi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Rasûlullah'a namaz konusunda ısrar etmeye hakkınız yoktu.Bu nu Ömer b. Hattâb seslendiği vakit söylemiştir.
Müslim rivayet etmiştirRasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hadisi şerifte Yatsı namazının kılınmasının faziletli olduğu vakti açıklıyor.O vakitte gecenin son üçte birinin ilk vaktidir.Ancak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetine olan rahmetinden ve bu işte ümmeti üzerine zorluk olmasından korktuğu için Yatsı namazını her zaman bu vakitte kılmazdı.
Rafi' b. Hadîc -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sabah namazını ortalık aydınlanınca (yani sabah namazının vakti girince) kılınız. Çünkü bunu böyle yapmanız sizin ecrinizi daha büyük kılar veya ecriniz daha büyük olur.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bize sabah namazını sabah (namazının) vakti girdiğinde kılmamızı emretmiş, sonra bunun sebebini, sabah (namazın) ın vaktinin girmesinin yakinen bilinmesi nedeniyle sevabının daha büyük sevap olmasıyla açıklamıştır.
Ebû Cuhayfe -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Bilal'in ezan okuduğunu gördüm. O yüzünü sağa ve sola çeviriyordu. Hayye ale's-salah, hayye ale'l-felah diyordu. İki parmağı da iki kulağında idi." Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelmiştim. O deriden yapılmış kırmızı bir çadırdaydı. Bilal, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önünden elinde küçük bir mızrak ile çıktı onu Bathâ'ya dikti, ezan okudu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- o mızrağa doğru namaz kıldı. Önünden köpek ve eşek geçiyordu ve üzerinde kırmızı bir elbise vardı. Sanki ben, onun bacaklarının parıltısına bakar gibiydim. Başka bir rivayette:Bilal'in Ebtah'a çıkıp ezan okuduğunu "Hayye ale's-salah, hayye ale'l-felah"a geldiği zaman boynunu sağa ve sola doğru yönelttiğini, fakat dönmediğini gördüm, şeklindedir.
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Mekke’nin yukarısında Ebtah denilen yerde konaklıyordu. Bilâl, elinde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in abdest aldığı su kabı ile çadırdan çıktı. İnsanlar bu suyla teberrük etmeye başladılar ve Bilal de buna izin verdi. Ebû Cuheyfe şöyle dedi: Bilâl’in ağzını takip etmeye başladım. İnsanların duyması için "Hayye ale’s-salâh, hayye ale’l-felâh" dediğinde başını sağa sola çeviriyordu. Bu iki cümle namaza gelmeye teşvik etmeyi içerir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kılacağı namazda ona sütre olması için yere küçük bir mızrak dikildi. Öğleni iki rekât olarak kıldı. Sonra Medine'ye dönene kadar seferi olduğu için dört rekâtlık namazları iki rekât olarak kılmaya devam etti.
Ali -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Müezzin ezanı okumada daha yetkilidir (yani ezan vaktine karar verir) imam ise kamette (namaz için kametin getirilmesini emretmede) daha yetkilidir."
İbn Ebî Şeybe rivayet etmiştir - Beyhakî rivayet etmiştir - Abdurrezzâk rivayet etmiştirHadis-i şerif müezzinin ezanı okumada daha fazla hak sahibi olduğunu ve imamında kameti emretmekte daha fazla hak sahibi olduğunu açıklamaktadır.
Saîd b. Hâris'ten şöyle nakledilmiştir:Câbir b. Abdullah'a bir parçadan oluşan elbise ile namaz kılmanın hükmünü sorduk. O da şöyle cevap verdi;Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in düzenlediği bir seferde onunla birlikte yola çıkmıştım. Bir gece bir ihtiyacımdan dolayı onun yanma vardım. O sırada namaz kılıyordu. Üzerimde tek parçadan oluşan bir elbise vardı. Ona bürünüp yanı başında namaza durdum. Namazını bitirdikten sonra ya Câbir, gece vakti buraya gelmenin sebebi ne?' diye sordu. Ben de ihtiyacımı söyledim. Sözümü bitirdikten sonra bana, 'Gördüğüm bu örtünme de ne?' diyerek (hoşnutsuzluğunu) ifade etti. Ben de elbisenin dar ve kısa olduğunu söyledim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Eğer elbisen geniş ise onunla omzundan öyle örtün, yok eğer dar ise, onu izar olarak kullan.''Eğer geniş ise elbiseyi iki ucundan çaprazlama bağlayıp dizlerini kırarak eğilmesidir.Eğer dar ise onu beline bağla.''
Muttefekun AleyhCâbir -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem ile bazı seferlerine çıkmıştı.Bir gece onun Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında bir ihtiyacı vardı.Bir gece ona ihtiyacını haber vermek için geldi.Ve peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i namaz kılarken buldu.Câbir -radıyallahu anh- bir elbise giymiş haldeydi.Onu vücuduna sarmış ve iki tarfını omzunun üzerine koymuştu.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında namaz kıldı.Namazını bitirince -sallallahu aleyhi ve sellem ona gece bu geç saatte yürümesinin sebebini sordu.Ona ihtiyacı için gelme sebebini haber verdi.İhtiyacını zikretmeyi bitirince,-sallallahu aleyhi ve sellem- ona elbise ile kendini sarmasını hoş görmedi.Çünkü o dar idi.Ve ona eğer elbise geniş ise onu altına ve üstüne sarmasını emretti.Ve izar ve rida olması ve bütün vücudunu kapatması için onu omuzu üzerine koymasını,sol tarafını sağ omzuna,sağ tarafını da sol omzuna koymasını emretti.Bu setri avret yapmak için daha uygun olup görünüş olarak ta daha güzeldir.Eğer elbise dar olup izar ve rida olma imkanı yoksa onu izar yapar.Bunu da beline sıkarak vücudunun alt kısmını örterek yapar.