Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- falcıya -kâhin, müneccim, kum falı bakan gibi kullandığı şeyler ile gaybın bilgisini verenlere verilen genel isim- gidilmemesi konusunda uyarıda bulunmuştur. Bir kimse sadece gaipten bir şey sorsa bile, Allah o kimseyi kırk gün namaz sevabından mahrum eder. Bu da, işlediği bu günah ve büyük hata sebebiyle onun için bir cezadır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yıldız ve burçlardan bir şeyler öğrenip ilim sahibi olan ve yıldızların, burçların hareketlerini, giriş çıkışlarını bir kimsenin ölümü, hayatı veya hastalığı gibi gelecekte olacak dünyevî olaylara delil getirmeye çalışan kimselerin sihirden bir kısım öğrendiğini ve bir insanın bu bilgiyi ne kadar daha fazla öğrenirse, o kadar fazla sihir yapmış olacağını açıklamıştır.
Bu hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, büyük günahlardan sayılan günahları haber vermiştir. Bunlar; Allah Subhânehu'ya rububiyyetinde (rabliğinde) ve ubudiyetinde/kullukta ortak koşmaktır demiş ve büyük günahlardan haber vermeye şirk ile başlamıştır. Çünkü şirk; en büyük günahtır. Diğeri ise, Allah'tan ümit ve arzunun kesilmesidir. Çünkü bunda Allah'a karşı kötü zan beslemek ve Allah'ın rahmetinin genişliği hakkında bilgisiz olmak vardır. Nimetleri ile kulunu gaflet anında azaplandırana kadar istidrac yapmasından güvende olmaktır. Bu hadiste anlatılmak istenilen husus ifade edilenler ile büyük günahların sınırlandılrılmış olması değildir. Çünkü büyük günahlar çoktur. Ancak burada murad edilen günahların en büyüğünü açıklamaktır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- imanın amel, itikat ve söz olmak üzere pek çok şube ve hasletlerinin olduğunu bildirmektedir. İmanın en üst ve en faziletli şubesi "Allah'tan başka hak ilah yoktur" sözüdür. Allah'ın tek ilah olduğunu, kendisinden başka hiçbir ilahın olmadığını kabul edip ibadet edilmeye layık tek ilah olduğunu bilerek ve ona uygun hareket ederek söylenmesi gerekir. İman bakımından amellerin en az seviyesi, insanların geçtiği yollarda bulunan ve onlara zarar veren her şeyi yoldan kaldırmaktır. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- hayânın imanın özelliklerinden biri olduğunu, iyiliği yapmaya ve kötülükten sakındırmaya teşvik eden bir ahlak olduğunu bildirmiştir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- çıktığı bazı yolculuklarında insanlar geceledikleri ve uyudukları çadırlarda bulundukları esnada onların yanına bir adam gönderip yay veya başka bir ipten yapılmış uçlarına zil ya da nal bağlanmış deve gerdanlıklarını koparmalarını emretti. Develere nazar değmesinden korktukları için onların boyunlarına bunları asıyorlardı. Çünkü bağladıkları o şeyler develerden hiçbir zararı uzaklaştırmadığı için boyunlarına bağladıkları şeyleri kesmeleri emredildi. İyi bilinmelidir ki, fayda da zarar da ortağı olmayan Allah'ın elindedir.
Kim, kalbi ile yahut ameli ya da her ikisiyle birlikte birşeye yönelir ve ondan bir fayda vermesini ya da zararı def etmesini ümit ederse, Allah Teâlâ, onu bağlandığı şey ile başbaşa bırakır. Kim, Allah'a bağlanırsa Allah, ona yeter ve her zor olanı ona kolaylaştırır. Kim de O'ndan başkasına bağlanırsa, Allah onu bağlandığı şeyle başbasa ve yüzüstü bırakır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- «Allah'tan başka hak ilah» olmadığına diliyle şahitlik eden yani Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek hak ilah olmadığına ve Allah'tan başka tapılanları inkâr eden ve İslam dışındaki bütün dinleri terk eden kimsenin malının ve kanının Müslümanlara haram kılındığı haber vermiştir. Bu yüzden biz onun zahiri ameline bakarız. İslam hükümlerine göre bunu gerektiren bir suç veya cürüm işlemedikçe malı alınmaz ve kanı akıtılmaz. Allah kıyamet günü onun hesabını görecektir. Eğer doğru söylüyorsa mükâfatını verecektir, münafık ise cezalandıracaktır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- başkalarına merhamet edenlere, karşılık olarak her şeyi kuşatan rahmetiyle Rahman olan Allah'ın merhamet edeceğini haber vermiştir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ister insan, ister hayvan, ister kuş, ister de diğer canlı türleri olsun, yeryüzündeki herkese merhamet edilmesini emretmiştir. Bunun karşılığı ise yedi kat göğün üstündeki Allah'ın size merhamet etmesidir.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın, cehennem ehlinin azabı en hafif olanına, cehenneme girdikten sonra "Eğer dünya ve içindekiler senin olsaydı, bu azaptan kurtulmak için onları fidye olarak verir miydin?" diye soracağını haber vermiştir. O kimse de: Evet, diyecektir. Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ben senden bunun daha kolayını istemiş ve sana emretmiştim. Adem’in sulbünde iken senden söz almıştım; bana hiçbir şeyi ortak koşmamanı istemiştim. Ancak seni dünyaya çıkardığımda sen bundan yüz çevirdin ve şirkten başka bir şey yapmadın.