Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Bu iki hadis insanın emeli, eceli ve kendisine sunulacak olan şeylerin misali veilmektedir. Bunların birisinde ölüm gelip onu bulacaktır. Eğer bunların birinde selamette olsa ecelinin bitimiyle ölüm ona gelir. Bu çizgiler kendisine sunulacak afetlerdir. Birinden kurtulacak olsa diğeri ona isabet eder. Eğer bunların hepsinden selamette olsa hastalık ya da mal kaybı ve başka şeyler isabet eder, ölüm ansızın çıkagelir. Sonuç olarak sebeplerden ölmeyen ecelden ölecektir. Eğer insan bu afetlerin arasında yaşıyorsa “en yakın çizgi karşısına gelivermiş” o da eceldir. Emellerin kısa tutulmasına, ansızın gelen ölüme hazır olmaya işaret vardır. Zehirli yılan sokması olarak tabir edilmiştir ki bu da isabet etmesinde ve helak etmesindeki mübalağadan dolayıdır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hadislerinde bizlere bir kimsenin rüyasında yahut uyanıkken görmediği bir şeyi görmüş iddiasında bulunmasının en büyük yalan olduğunu beyan ediyor. Bu kimsenin iddiası yalandır, çünkü gerçekte bir şey görmüş değildir. Rüyada görülmeyen bir şeyi görmüş olarak ileri sürmek, uyanık halde görülmemiş bir şeyi görmüş iddiasında bulunmak da yalan söylemek bakımından daha çirkindir. Zira insanın rüyasında gördükleri Allah'tan'dır. Bu sebeple rüyada yalan söylemek Allah adına söylenen bir yalandır.
Hiç şüphesiz, çokça lanet okumak; bir müminin Allah Teâlâ katında erişebilmesi mümkün olan sıddıklık makamının kemal derecesine ulaşabilmesi ile çelişir.
Hadis-i şerif müminlerin bazısının bazısına Allah'ın laneti, gazabı ve ateşi ile beddua etmelerini yasaklamıştır. Bunun sebebi bu duaların Allah Teâlâ katında öneminin büyük olmasından dolayıdır.
İmrân b. Husayn -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:Ensardan bir kadın devesinin üzerindeydi.Deveden yoruldu ve sıkıldı ve şöyle dedi:Allah sana lanet etsin.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu dediğini işitti.Ve devenin üzerindeki semerin ve eşyaların alınmasını ve sonra da bırakılmasını emretti.Çünkü o latenlenmişti.İmrân -radıyallahu an- dedi ki:O deve hâlâ gözümün önündedir, insanların arasında gezinirdi de kimse ona ilişmezdi.Çünkü Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onun serbest bırakılmasını emretmişti.
Genç bir kız, üzerinde müslümanların birtakım eşyalarının da bulunduğu bir deve üstünde bulunuyorken.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i görüverdi.Dağ yolunun dar yerine gelmişlerdi.
"Şeytan: Ya Rabbi! Senin izzetine yemin ederim ki ruhları bedenlerinde oldukları sürece kullarını saptırmaya devam edeceğim." Şeytan yüce Allah’ın izzetine yemin ederek kulları yaşamları boyunca saptırmaya devam edeceğini haber veriyor. Rabbimiz de şöyle buyurdu: "İzzetime ve celalime yemin ederim ki, onlar benden bağışlanmayı talep ettikleri sürece ben de onları affetmeye devam edeceğim." Rabbimiz de buna cevaben "İzzetime ve celalime yemin ederim ki onlar benden bağışlanmayı talep ettikleri sürece ben de onları affedeceğim." diye buyurmuştur.
Zulmetmekten ve mazlumun duasından sakının. Zira onun duası semaya Yüce Allah'a şerâre/kıvılcım gibi yükselir. Burada mazlumun yaptığı dua hızlı bir şekilde yükselmesi bakımından kıvılcıma benzetilmiştir. Çünkü bu dua ilk olarak zulüm ve ezilmeyle tutuşmuş, alev alev yanan kalpten çıkmıştır. Öte yandan bu dua aradaki perdeleri kıvılcım gibi yakarak delip, geçmektedir.
Bu hadis cennetteki makamların ve derecelerin bir birinden farklı ve üstün olduğunu haber vermektedir. Hem madden hem de manen bir kısmı diğerinden daha üstündür. Öyle ki kimisi altından bina edilmiştir. İçindeki kaplar da böyledir. Kimisi de gümüşten bina edilmiştir. İçindeki kaplar da gümüştendir. Bilindiği üzere Kur’an-ı Kerim’in ilk nüzul olduğu günlerde hitap ettiği insanlar nezdinde en değerli maden altın madeniydi. Cennette altından daha değerli madenlerin olması da ihtimaldir. Zira yüce Allah cennette hiçbir gözün görmediği ve kulağın duymadığı hiçbir beşerin kalbine gelmeyen nimetler olduğunu haber vermektedir. Bu hadisin bazı rivayetlerinde şu ifadeler yer almaktadır: «Firdevs cennetleri dört tanedir. İkisi altındandır…» «Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah'ın vechindeki ridau'l-kibriyadan/büyüklük ridasından başka bir şey yoktur.» Bu hadiste, cennet halkının Rablerine yakından bakacakları ifadesi vardır. Allah Teâlâ kendilerine verdiği nimetleri arttırmak ve ikramı çoğaltmak istediğinde ridau'l-kibriyayı/büyüklük ridasını yüzünden kaldırıp açar ve onlar da yüce Allah’ın yüzüne bakarlar. Ehlisünnet yüce Allah’ın ridau'l-kibriyası/büyüklük ridası olduğunu ve yüce Allah’ın cennette görüleceğini ispat eder. Bunu ispat ederken keyfiyetsiz olarak, hiçbir şeye benzetmeden, tahrif etmeden ve inkâr etmeden kabul ederler. Nitekim Allah’a yaraşır bir yüz de ispat ederler. Bu sıfatların tahrif edilmesi ve zahir manasından başka bir manaya çekilmesi asla caiz değildir. Bu itikat prensipleri Selef-i Salihi'nin yoludur.